Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Furkân Sûresi Tefsiri

Furkân Sûresi 2. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يرًا ٢

Elleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ardi velem yetteḣiż veleden velem yekun lehu şerîkun fî-lmulki veḣaleka kulle şey-in fekadderahu takdîrân

Meal

Göklerin ve yerin mutlak mülkiyeti ve hâkimiyeti yalnızca O’na aittir. O asla bir çocuk edinmemiştir. Mülk ve saltanatında O’nun bir ortağı da yoktur. O her şeyi yaratmış; her birine belli bir ölçü, biçim ve nizam tâyin etmiştir.

Kur'an Tefsiri

Cenab-ı Hakk’ın tek ilâh olduğunu gösteren delillerden bir kısmı şunlardır:

›  Göklerin ve yerin mülkü; hâkimiyeti, hükümranlığı ve tasarrufu yalnızca O’na aittir.

›  asla çocuk edinmemiştir. Dolayısıyla onunla beraber tapılmaya layık hiçbir kimse yoktur.

›  Hâkimiyet, saltanat ve ilâhlığında O’nun hiçbir ortağı yoktur. Bu sebeple melekleri, cinleri ve başka varlıkları O’na ortak kabul edenler veya O’na çocuk nispet edenler müşriktirler. Böyleleri Allah’ın nihâyetsiz kudret ve azametini kavrayamamakta; O’nun insanlar gibi bir mirasçıya ihtiyaç duyacak derecede zayıf ve muhtaç olduğunu sanmaktadırlar. Bu ise cehâlet, sapıklık ve aptallığın ta kendisidir.

›  Her şeyi Allah Teâlâ yaratmış, her birine bir ölçü, biçim, âhenk ve nizam vermiştir. O yanılarak veya gafletle hiçbir şey yaratmış değildir. Bilakis kıyâmete kadar yarattıkları ve kıyâmetten sonra yaratacağı her şey ancak O’nun takdiri ile meydana gelmektedir. Kâinattaki her şey O’nun mahlûku, memlûkü, makdûru ve mahkûmüdür.[1] Vasfı böyle olan ve sonsuz bir kudretin kabzasında mahkûm bulunan aciz varlıkların kendilerine çizilen hudutları aşarak Allah’a ortak olmaları nasıl düşünülebilir?

Buna rağmen bazı insanlar Allah’ı bırakıp bir kısım sahte tanrılar edinmektedirler. Halbuki onların taptığı o aciz varlıkların gerçek ilâh olmaları mümkün değildir. Çünkü bunlar:

›    Hiçbir şey yaratamazlar; aksine kendileri yaratılmışlardır. Yaratamayan, üstelik kendisi yaratılmış olan biri ilâh olamaz.

›    Ne kendi kendilerine, ne de başkalarına ne zarar verebilirler, ne zararı giderebilirler, ne fayda verebilirler, ne de faydaya mâni olabilirler. Dolayısıyla bunların zararından korkmak veya faydalarını ummak boş bir kuruntudur. Halbuki bütün kudret ve kuvvet Allah’a ait olup istediği şekilde fayda ve zarar vermeye kadirdir. Ne kimse O’nun vereceği zararı engelleyebilir, ne de O’nun lütfedeceği faydaya mâni olabilir.

›    Bu sahte tanrılar ne kimseyi öldürmeye ne kimseye hayat vermeye ne kıyameti koparmaya ne de kıyametten sonra insanları yeniden diriltmeye güç yetirebilirler. Halbuki Cenâb-ı Hak her an eceli gelen canlıları öldürmekte, binlerce yenisine hayat vermektedir. Kıyâmet günü ise hepsini yeniden diriltecektir.

Fakat küfrün içine batmış olanlar, bütün bu gerçeklere kör ve sağır kesilerek bildiklerini okumaya devam ediyorlar:

[1] Mahluku: Yarattığı. Memlûku: Malı, mülkü, sahip olduğu şey. Makdûru: Belli ölçülere göre ölçüp biçtiği şey. Mahkûmu. Üzerinde istediği şekilde karar verdiği ve uyguladığı şey.

Muhtasar Tefsir

Göklerin ve yerin mülkü (ve hükümranlığı) sadece O`na aittir. O; bir oğul edinmemiştir ve O`nun mülkünde (ve hükümranlığında) bir ortağı yoktur. Her şeyi O yaratmış, ilminin ve hikmetinin bir gereği olarak her şeyin yaratılışını O, münasip bir şekilde takdir etmiştir.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma