Ve-iżâ kîle lehumu-scudû lirrahmâni kâlû vemâ-rrahmânu enescudu limâ te/murunâ vezâdehum nufûrân
Meal
Onlara: “Rahmân’a secde edin!” dendiği zaman, “Rahmân da neymiş? Yani şimdi biz, sen bize emrediyorsun diye tanımadığımız şeylere secde mi edeceğiz” derler. Üstelik bu dâvet onların ancak kibirlerini ve imandan daha da uzaklaşmalarını artırır.
Kur'an Tefsiri
Gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunan tüm varlıkları süresini tam olarak bilmenin mümkün olmadığı altı uzun devirde yaratan ve bunları hâkimiyeti alına alıp istediği gibi yöneten Allah, elbette kendine tevekkül edenleri koruyup kollayacak ve onlara gerekli yardımı yapacaktır. Çünkü O Rahmân’dır; kullarına karşı sınırsız merhamet sahibidir. O halde kul isteyeceği zaman, her şeyden hakkiyle haberdâr olan Rabbinden istemeli; yaratılışın sırrını ve varlığın hikmetini anlamak istiyorsa yine bunu da Rabbinden sormalıdır. Çünkü bunları en iyi bilen, onları yaratandır. Âyet-i kerîmede buyrulur:
“Yaratan yarattığını bilmez olur mu hiç? İlmi her şeyin bütün inceliklerine kadar nüfûz eden ve her şeyden hakkiyle haberdar olan yalnız O’dur.” (Mülk 67/14)
Bunun için de insanlar, Allah’ın, kendisi hakkında en doğru bilgiler ihtiva eden kitap ve Peygamberi aracılığıyla bildirdiği haberlere değer vermelidir. Çünkü “Allah’a sormak”, istenilen bilgiyi O’nun kitabından ve peygamberinden alıp öğrenmek mânasına gelmektedir.
Ancak varlık ve birliğinin her tarafı kuşatan bunca açık delilleri ve âşikâr nişânelerine rağmen Rahmân’ı tanımayan, O’nu inkâr eden ve O’na secdeden yüz çeviren gâfiller vardır. Efendimiz (s.a.s.)’in davetini reddeden müşrikler, bunun muşahhas bir misâlidir. Onlardan Rahmân olan Allah’a secde etmeleri istendiğinde O’nu tanımadıklarını söyler, secdeden çekinirlerdi. Hatta böyle bir teklif onların İslâm’a olan nefretlerini iyice artırır, onları imandan daha da uzaklaştırırdı. İşte bu, bu hayatta olacak en büyük bir nasipsizliktir, hidâyet ve rahmet mahrumiyetidir. Kıyâmete kadar Rahmân’a secdeden uzak duran herkes, bu nasipsizler ve mahrumlar arasında yerini alacaktır. Hem de O Rahmân’ın varlığının, birliğinin, sınırsız kudret ve yüceliğinin büyük delillerini her an her yerde gördükleri halde:
Muhtasar Tefsir
Kâfirlere: "Rahman`a secde edin!" denildiğinde; "Biz Rahman`a secde etmeyiz! Rahman nedir?" dediler. "Biz onu tanımıyoruz ve onu ikrar da etmiyoruz. O`nun ne olduğunu bilmeden senin bize emrettiğin şeye mi secde edeceğiz?" Peygamberin Rahman`a secde etmelerini emretmesi, onları Yüce Allah`a karşı iman etmekten daha da uzaklaştırdı.