Felemmâ câe suleymâne kâle etumiddûneni bimâlin femâ âtâniyaAllâhu ḣayrun mimmâ âtâkum bel entum bihediyyetikum tefrahûne
Meal
Elçiler gelince Süleyman onlara şöyle dedi: “Siz bana mal ile yardım etmek, böylece beni etkilemek mi istiyorsunuz? Şunu bilin ki, Allah’ın bana verdiği nimetler size verdiğinden çok daha hayırlıdır. Ancak siz, bu tür hediyelerinizle sevinir, böbürlenirsiniz.”
Kur'an Tefsiri
Hz. Süleyman bir peygamberdi ve en mühim vazifesi Allah’ın dinini tebliğdi. Bu sebeple onun, değeri ne olursa olsun hediyelere kanıp dünya malına aldanarak esas vazifesini terk etmesi düşünülemezdi. Ancak bütün himmetlerini dünyaya yönlendiren kimseler, onunla sevinir ve onunla böbürlenirler. Hesaplarını hep onun üzerine binâ ederler. Halbuki din nimetinin kıymet bakımından diğer maddi nimetlerle mukâyesesi bile doğru değildir. Bu hakikatin tam bir idrâki içinde bulunan Süleyman (a.s.), hediyelere iltifat etmemiş, fânî sevdaların kendini esas hedefinden saptıramayacağını göstermiş, üstelik siyâsî şartlar öyle gerektirdiği için de, müslüman olmadıkları takdirde, güç yetiremeyecekleri ordularla üzerlerine gideceğini söyleyerek onları tehdit etmiştir.
Elçi dönüp durumu anlatınca Belkıs, artık boyun eğip müslüman olmaktan başka yolun kalmadığını anladı. Gelip Süleyman’ın hizmetine girmeye karar verdi. Hazırlığını yaparak ülkesinden yola çıktı. Allah Teâlâ da bu durumu Süleyman (a.s.)’a vahyen bildirdi. Bu sırada Hz. Süleyman, Belkıs’a saltanatının muhteşemliğini ve emrindeki kuvvetlerin fevkalâdeliğini gösteren bir jest olması için onun tahtının kendisine getirilmesini istedi:
Muhtasar Tefsir
Kraliçenin elçisi ve onunla beraber olan yardımcıları taşıdıkları hediyelerle Süleyman`a geldikleri zaman, Süleyman -aleyhisselam- kendisine hediye getirilmesini hoş karşılamayarak şöyle dedi: "Beni kendinizden alıkoymak için bana mal ile yardımda mı bulunuyorsunuz? Allah`ın bana verdiği peygamberlik, krallık ve mal size verdiklerinden daha hayırlıdır. Muhakkak siz, dünya malından size verilen hediyeler ile sevinmektesiniz."