Ve yekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîne
Meal
Onlar: “Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz bu azap ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Kur'an Tefsiri
Kur’ân-ı Kerîm’de yer yer tekrar edildiği üzere, âhirete karşı kalp gözleri kör olan inkârcılar, ölüp toprak olduktan sonra yeniden dirilmeyi akıllarına sığdıramıyor, İslâm’ın bu temel rüknünün öteden beri tekrar edile gelen bir masaldan ibaret olduğunu söylüyorlar. Halbuki İslâm, dünya ve âhirete ait tüm nizamını “âhirete iman, hesap, cennet ve cehennem” esası üzerine kurar. Her iki âlemin bir haritası, fihristi ve rehber kitabı olan Kur’an’a da ancak, âhirete iman edenlerin inanıp tâbi olacaklarını haber verir. (bk. En‘âm 6/92) O halde esas çözülmesi gereken problem, âhirete iman problemidir. Kâfirler bundan mahrum oldukları için Peygamberimiz (s.a.s.)’in uyarılarına kulak asmıyor, alaylı bir şekilde tehdit ettiği azabın ne zaman tepelerine ineceğini soruyorlardı. Cenâb-ı Hak, böyle kimselere yeryüzünde dolaşıp, günahlara daldıkları için helak edilmiş önceki toplumların feci âkıbetlerine bakıp ibret almalarını öğütlemekte; tehdit edildikleri azabın bir kısmının peşlerine takılmış, tepeleri üzerine inmekte olduğu uyarısını yapmakta; Resûlullah (s.a.s.)’i de onların hallerine üzülmemesi ve kuracakları tuzaklar sebebiyle canını sıkmaması hususunda teselli etmektedir.
Bununla birlikte:
Muhtasar Tefsir
Kavminden yeniden dirilişi inkâr eden kâfirler, aceleci davranarak şöyle diyorlar: “Eğer bu konuda vaadinizde/tehditinizde doğru söylüyorsanız, sen ve Müminlerin bize vadettiği azap ne zaman gerçekleşecek?``