Men câe bilhaseneti felehu ḣayrun minhâ vehum min feze’in yevme-iżin âminûne
Meal
Kim huzurumuza bir iyilikle gelirse, mükâfat olarak ona ondan daha hayırlısı verilecektir. Üstelik böyleleri, o günün dehşetinden de güven içinde olacaklardır.
Kur'an Tefsiri
Mahşerde Allah’ın huzuruna iman ve sâlih amellerle gelenleri, Cenâb-ı Hak daha hayırlısı ve daha fazlasıyla mükâfatlandıracaktır. Kulun o ameli işlerken sahip olduğu hissiyât, ihlas ve samimiyetine göre bir on (bk. En‘âm 6/160), bir yedi yüz veya daha fazlasını (bk. Bakara 2/261) ikram edecektir. Üstelik böyle tâlihli kullar, korkudan kalplerin allak bullak olduğu ve gözlerin belerip dışarı fırladığı kıyamet günü o dehşetli korkudan emniyette olacaklardır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Kıyâmetin yol açtığı en büyük korku dahi onları üzmeyecek ve melekler kendilerini: «Size va’dedilen o mutlu gün işte bu gündür» diyerek karşılayacak.” (Enbiyâ’ 21/103)
Bunun aksine ilâhî huzura şirk, küfür ve günahlarla gelenler yüzleri üzere cehenneme yuvarlanacaklardır. Çünkü yaptıklarının cezası nihâî kararda bunu gerektirmektedir. Suç, tamamen kendilerine aittir.
Bu sebeple, Allah Resûlü (s.a.s.)’e, bütün insanları İslâm’a çağırarak şöyle demesi emrediliyor:
Muhtasar Tefsir
Her kim, kıyamet günü iman ve salih amelle gelirse, ona cennet vardır ve bu kimseler, kıyamet gününün dehşetinden, Allah’ın emin kılması sayesinde güven içindedirler.