Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Kasas Sûresi Tefsiri

Kasas Sûresi 78. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْد۪يۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِه۪ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ ٧٨

Kâle innemâ ûtîtuhu ‘alâ ‘ilmin ‘indîc eve lem ya’lem ennaAllâhe kad ehleke min kablihi mine-lkurûni men huve eşeddu minhu kuvveten veekśeru cem’âanc velâ yus-elu ‘an żunûbihimu-lmucrimûne

Meal

Kãrûn: “Niye ki? Bu servet bana verilmişse, öyle iş olsun diye değil, ancak sahip olduğum bir bilgi sayesinde verilmiştir” diye karşılık verdi. Peki, bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesiller içinde ondan çok daha güçlü ve çok daha büyük servet sahibi nice kimseleri helâk etmiştir? Böyle inkârcı suçlulara, helâk edilmeden önce kendini savunma hak ve imkânı da tanınmaz.

Kur'an Tefsiri

Rivayete göre Kârun Hz. Mûsâ’nın amcasının oğlu idi. Önce Hz. Mûsâ’ya iman etmişti. Mûsâ (a.s.)’dan sonra Tevrat’ı en güzel okuyan oydu. Başlangıçta fakirdi. Hz. Mûsâ’nın duası bereketiyle kendisine simyâ, yâni kıymetli maddelerden altın yapma ilmi verildi. Ticârette çok başarılı idi. Kısa zamanda büyük bir servet sahibi oldu. Kur’an’ın beyânıyla hazinelerinin sadece anahtarlarını bile güç kuvvet sahibi bir bölük taşıyamazdı. Serveti artıkça tevazuu ve şükrü artacak yerde, hırsı ve kıskançlığı yüzünden münafıklığa yeltendi. Mûsâ-Firavun mücâdelesinde Firavun’un yanında yer aldı. Dolayısıyla İsrâiloğullarının başında Firavun’un görevlisi olarak bulundu. Onlara karşı zulüm ve taşkınlık etti. İlmi ve servetiyle insanlara karşı övünüyor ve şımarıyordu. Kavminden bir kısım ilim ve istikâmet sahibi kimselerin ikaz ve irşatlarına rağmen bir türlü azgınlığından vazgeçmedi. Sahip olduğu serveti, Allah’ın bir ihsanı olarak değil, Rabbini unutarak kendi ilim ve istidâdı ile elde ettiğini söyledi. Halbuki İslâm’a göre mülkün sahibi Allah’tır; O dilediğine dilediği kadar mülk verir. Kul, o mülkün sahibi değil, onun başında sadece bir emânetçidir. Fakat Allah’a ve âhirete imanı olmayanlar, bu gerçekten gaflet içinde bulunmaktadırlar.

Burada “Karun misâli”nden hareketle, Mekke’de Resûlullah (s.a.s.)’in davetini engellemeye çalışan mal ve servet sahibi müşrikler uyarılmaktadır. Çünkü onlar, uluslararası yaptıkları ticaret ve faizcilik yüzünden zamanlarının Karunları haline gelmişlerdi. Dünyada en büyük hedefin, olabildiği kadar servet kazanıp biriktirmek olduğuna inanıyorlardı. Bu hedefi geçersiz kılan veya buna mâni olan girişimlerin, asla kabullenilemeyecek birer yalan olduğunu düşünüyorlardı. Bu sebeple onlar, Allah Resûlü’nün tebliğinin kabul edilip yayılması durumunda kazanç yollarının kapanacağından ve çıkarlarının zarar göreceğinden korkuyor ve ona karşı duruyorlardı. Şeyh Ali Uşşâkî’nin şu mısraları onların bu perişan hallerini ne güzel anlatır:

“İmrenme görüp nev’-i taamına ümerânın,

Çün yüreği yağıyla pişmiş fukarânın.

İmrenme görüp reng-i libâsın ümerânın,

Çün bedeni kanıyla boyanmış fukarânın.

İmrenme görüp dürlü meyvesin görüp ümerânın,

Çün göz yaşıyla sulanmış fukarânın.”[1]

Gelelim Karun’un pervasızca şımarıklığına ve bunun neticesinde Allah’ın kahrına uğrayarak yerin dibine geçirilişine:

[1] Nev’-i taam: Yemek çeşitleri. Ümerâ: Devlet adamları, reisler, valiler. Çün: Çünkü. Reng-i libâs: Elbiselerinin renkli renkli, alımlı şalımlı olması. 

Muhtasar Tefsir

Bunun üzerine Karun şöyle dedi: “Bu mallar bana sahip olduğum bilgim ve gücüm sayesinde verildi. Bu yüzden ben bütün bunları hak ediyorum.” Karun, Allah’ın ondan önce kendisinden daha güçlü ve daha fazla mal biriktirmiş nice kavimleri helak ettiğini bilmiyor mu? Oysa kuvvetlerinin ve mallarının onlara hiçbir faydası olmadı. Yüce Allah’ın günahlarını bilmesi sebebiyle kıyamet günü, günahkârlara günahları hakkında soru sorulmayacak. Onlara yalnızca yüze vurma ve azarlamak için soru sorulacaktır.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma