Vekeyfe tekfurûne veentum tutlâ ‘aleykum âyâtuAllâhi vefîkum rasûluhuk vemen ya’tesim biAllâhi fekad hudiye ilâ sirâtin mustekîmin
Meal
Allah’ın âyetleri size okunup dururken, üstelik O’nun Rasûlü de aranızda bulunurken, siz nasıl olur da tekrar inkâra dönersiniz? Şunu bilin ki, Allah’ın dinine sımsıkı sarılan kimse, kesinlikle doğru yola ulaştırılır.
Kur'an Tefsiri
Bu âyetlerin iniş sebebiyle alakalı şöyle bir olay anlatılır: Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri, İslâm gelmeden önce birbiriyle savaş halinde idiler. Buâs adı verilen bu savaşlarda her iki taraftan çok sayıda insan ölmüş, son olarak da Evs kabilesi Hazrec kabilesine üstün gelmişti. müslüman olduktan sonra ise İslâm’ın bereketiyle eski düşmanlıklarından vazgeçmişler ve kardeş olmuşlardı. Birlik ve beraberlik içinde düşmanlarına karşı tek yumruk haline gelmişlerdi. Bir gün yahudi ileri gelenlerinden Şâs b. Kays, Evs ve Hazrec’e mensup bir grubun ülfet ve muhabbetle sohbet ettiklerini gördü. Bu manzara karşısında içi kin ve öfkeyle doldu. Derhal yanında bulunan genç bir yahudiye, onların yanlarına varıp, Buâs gününü, daha önce vuku bulmuş savaş ve ayrılık günlerini hatırlatmasını söyledi. Genç, kendine verilen vazifeyi başarıyla yerine getirdi. Karşılıklı okunan şiirler ve yapılan konuşmalar neticesinde hatıralar canlandı, tartışmalar ilerledi. Karşılıklı sövüşmeler ve kavga başladı. Nihayetinde Evsliler ve Hazrecliler toplanıp Medine dışında taşlık bir yere çıkarak karşılıklı savaş vaziyeti aldılar. Durumu öğrenen Allah Resûlü (s.a.s.) hemen oraya gelerek: “Ey müslümanlar! Allah aşkına sakin olun. Bu ne câhiliyet davası! Ben aranızdayken, Allah sizi İslâm’a ulaştırmış, size İslâm’la ikramda bulunmuşken, sizi câhiliye kötülüklerinden uzaklaştırıp küfürden kurtarmış ve aranıza bir ülfet vermişken halâ câhiliyet davası güdüp eskiden olduğu gibi yeniden küfre mi döneceksiniz?” buyurdu. Böylece ortalık sakinleşerek yahudilerin tutuşturduğu fitne ateşi söndü. Bunun üzerine bu âyetler nâzil oldu. (bk. Taberî, IV, 32-33; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, VIII, 139)
Dolayısıyla burada mü’minler, kendilerine hidâyet rehberi olarak lütfedilen Kur’ân-ı Kerîm’in ve yine önlerinde en büyük örnek şahsiyet olan Peygamberimiz (s.a.s.)’in kıymetini bilerek, Ehl-i kitabın tuzaklarına düşmemeleri ve doğru yola erişebilmek için Allah’ın dinine sımsıkı sarılmaları hususunda ciddi bir şekilde ikaz edilmektedirler:
Muhtasar Tefsir
İman üzere sebat etmeniz için en büyük sebep sizinle beraberken nasıl olur da Allah`a iman ettikten sonra onu inkâr edersiniz? Allah`ın ayetleri size okunuyor ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ayetleri size açıklıyor. Kim Allah`ın kitabına ve resulünün sünnetine sımsıkı sarılırsa, Allah o kimseyi hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yolda muvaffak kılar.