İnne-lleżîne keferû len tuġniye ‘anhum emvâluhum velâ evlâduhum minaAllâhi şey-âens veulâ-ike ashâbu-nnâric hum fîhâ ḣâlidûne
Meal
Şüphesiz ki inkâr edenleri, ne malları ne de çocukları, Allah’ın azabından hiçbir şekilde kurtaramayacaktır. Onlar ateşin yârânı ve yoldaşlarıdır; hem de orada sonsuza dek kalacaklardır.
Kur'an Tefsiri
Kâfirler, “Biz, mal ve çocuk bakımından mü’minlerden daha fazlayız, bu halimizle azaba da uğratılacak değiliz” (Sebe’ 34/35) diyerek mal ve çocuklarının çokluğuyla üstünlük taslıyor, Peygamber Efendimiz ve ashâbını fakir oldukları için ayıplıyor ve: “Şayet Muhammed hak üzere olsaydı, Rabbi onu böyle fakirlik ve yoksulluk içinde bırakmazdı” diyorlardı. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, VIII, 168) Âyet-i kerîme, onların bu yanlış telakkilerini reddetmekte, dünyada müslümanlara üstünlük tasladıkları bu şeylerin âhirette kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını ve Allah’ın azabına uğramalarına engel olamayacağını beyân buyurmaktadır. Burada özellikle mallar ve çocuklar zikredilmiştir. Çünkü bir sıkıntı anında insana en çok fayda verecek olan mal ve çocuklardır. Kişi kendini bazan malını fedâ ederek, bazan de çocuklarından yardım isteyerek kurtarmaya çalışır. Bunlardan bir fayda gelmediği takdirde, başka şeylerden fayda gelmeyeceği ise tabii ve kesindir.
Nitekim gelen âyet-i kerîmede kâfirlerin dünya hayatında övünmek, gösteriş yapmak, müslümanları mağlup etmek gibi çeşitli sebeplerle yaptıkları harcamaların âkıbeti ve küfürleri ile birlikte bunların kendilerine ne denli zarar vereceği bir rüzgar ve ekin örneğiyle şöyle izah edilmektedir:
Muhtasar Tefsir
Şüphesiz ki Allah`ı ve resullerini inkâr edenlerin ne malları ne de evlatları Allah`a karşı onlara bir fayda sağlamaz. Allah`ın azabını onlardan geri çevirmediği gibi rahmetine de götürmez. Bilakis onların kederini ve azabını arttırır. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada devamlı kalacaklardır.