Vele-in seeltehum men ḣaleka-ssemâvâti vel-arda leyekûlunnaAllâhuc kuli-lhamdu liAllâhic bel ekśeruhum lâ ya’lemûne
Meal
Onlara: “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye soracak olsan, mutlaka “Allah’tır!” diye cevap verirler. Onlara de ki: “Demek her türlü övgüye lâyık olan da yalnızca Allah’tır. Öyleyse, nasıl oluyor da O’ndan başkasına tapıyorsunuz?” Ne var ki onların çoğu, bu itiraflarının tabiî sonucunun Allah’ın gönderdiği dine uymak olduğunu bilmiyorlar.
Kur'an Tefsiri
Allah’ı göklerin ve yerin yaratıcısı olarak kabul eden kişinin, tek ilâh ve tek rabbin de yalnızca Allah olduğunu kabul etmesi gerekir. Yine o kişi, yalnızca Allah’ın ibâdet ve taate lâyık olduğunu, yalnızca O’ndan yardım istenebileceğini ve O’ndan başka hiçbir varlığın, din gönderme ve hüküm koyma yetkisine sahip olamayacağını da kabul etmek zorundadır. Çünkü her şeyi yaratandan başkasını ilâh kabul etmek akla aykırıdır. Aynı şekilde bir varlığın yaratıcı olduğuna inanıp, O’nun yarattıkları arasından birini, belâları giderici bir ilâh veya kudret, hüküm ve hâkimiyet sahibi bir varlık olarak görmek hiçbir akıl sahibinin kabul edemeyeceği bir çelişkidir. Diğer taraftan Allah gökler ve yerin yaratıcısı olduğu gibi, göklerde ve yerde bulunan her şeyin de Rabbidir. O, bu kâinatı yaratıp da, başkaları hepsine yahut bir kısmına hükmetsin diye onu kendi hâline terk etmiş değildir. Bilakis O, yarattığı tüm varlıkların tedbirini, terbiyesini, hâkimiyet ve tasarrufunu kudret elinde bulundurmaktadır. Bu sebeple ibâdete lâyık tek varlık O’dur.
Allah’ın hem ilmi ve kudreti hem de bu ulvî sıfatlarının tecellileri nihâyetsizdir. Bunu Cenâb-ı Hak bir misalle beyân etmektedir:Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- "Bu müşriklere, gökyüzünü ve yeryüzünü kim yarattı?" diye sorsan, onlar: “Allah” diyeceklerdir. De ki: "Size delili gösteren o Allah`a hamdolsun. Bilakis onların çoğu cahil oldukları için hamt edilmeyi, kimin hak ettiğini bilmiyorlar."