Bimâ ġafera lî rabbî vece’alenî mine-lmukramîne
Meal
“Rabbimin beni bağışladığını ve beni husûsî ikrâmına mazhar olan kullarından kıldığını!”
Kur'an Tefsiri
Nakledildiğine göre onu dövdüler, bağırsakları çıkıncaya kadar çiğnediler, taşladılar ve şehîd ettiler. O sırada bile: “Ya Rabbi, kavmimi hidâyete erdir. Ya Rabbi, kavmimi hidâyete erdir” diye dua ediyordu. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XXII, 192-193) Ruhunu teslim eder etmez Allah Teâlâ onu cennete yerleştirdi. Bu cennet, kıyametten önce berzah âleminde şehitlerin kaldığı, müstesnâ bir hayat yaşadığı ve rızıklandığı bir cennettir. O kadar merhametli bir insan ki, kendini öldürenlere bile kızmadı, öfkelenip beddua etmedi. Bilakis onlara olan şefkat ve merhamet hislerini devam ettirdi: “Keşke kavmim, Allah’ın beni bağışladığını, imanım sebebiyle beni böyle güzel bir cennete yerleştirdiğini, burada bana sayısız nimetler ihsan ettiğini bilselerdi de, onlar da bu nimetlerden mahrum kalmasalardı” diye temenni etti. Bu, gerçekten yüksek bir ahlâk numûnesidir. İnsanlara tamamen gizli bu gaybî hâdiseyi, her şeyi bilen Rabbimiz, Habib-i Neccar’dan naklen bize haber vermekte, kalbimize mânevî âlemi seyredebileceğimiz bir pencere açmaktadır.
Habîb-i Neccâr’ı şehit etmeleri üzerine Cenâb-ı Hak o kavmin helakini çabuklaştırdı. Cibrîl (a.s.), gelen ilâhî tâlimat istikâmetinde bir çığlık attı. Bir tek kişi sağ kalmamak üzere hepsi öldüler. Hak Teâlâ, onları helak etmek için ne bir ordu ne de bir asker göndermeye gerek duydu. Buna ihtiyaç da yoktu. Çünkü bir tek çığlık, bir patlama onları helake yetti, arttı bile.
O halde:Muhtasar Tefsir
Şehit edilmesinden sonra kendisine ikram olarak şöyle denildi: "Cennete gir." O, cennete girip de oradaki nimetleri müşahede edince temenni ederek şöyle dedi: "Keşke beni yalanlayan ve öldüren kavmim de günahlarımın bağışlandığını ve Rabbimin bana olan ikramını bilseydi. Benim gibi iman eder ve benim ulaştığım mükâfata ulaşırdı."