Litunżira kavmen mâ unżira âbâuhum fehum ġâfilûne
Meal
Ataları uyarılmadığı için dinî gerçeklerden habersiz kalmış bir toplumu uyarman için.
Kur'an Tefsiri
Allah Teâlâ, Kur’an-ı Hakîm’e yeminle Hz. Muhammed (s.a.s.)’in kesinlikle peygamber olduğunu haber veriyor. Tekitli ifadelerle yapılan böyle bir giriş, -hâşâ- Efendimiz (s.a.s.)’in kendi peygamberliğinden herhangi bir şüphe içinde olması ve Cenâb-ı Hakk’ın onu iknâ etmeye çalışması anlamına gelmez. Bilakis müşriklerin Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in peygamberliğini şiddetle reddetmeleri ve ısrarla “sen peygamber değilsin” (bk. Ra‘d 13/43) demeleri üzerine, onların yanlış anlayışlarını ret ve tashih için böyle buyrulmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’in burada yer verilen bir ismi اَلْحَك۪يمُ (hakîm) dir ki, bu yönüyle o:
› İtikat, ibâdet, ahlâk ve muâmelâtla alakalı sağlam, değişmez ve değiştirilemez hükümler ihtivâ eden,
› Hikmetli, hikmet dolu; her bir âyet ve cümlesi nice hikmetler barındıran,
› Herhangi bir tutarsızlık ve çelişkiye maruz kalmayacak şekilde son derece sağlam ve muhkem kılınmış bir kitaptır. Nitekim başka bir âyet-i kerîmede: “…Bu Kur’an, her şeyi yerli yerince ve doğru yönlendiren ve her şeyi mükemmel bilen Allah tarafından âyetleri kesin delillerle kuvvetlendirilmiş ve mânaları iyice açıklanmış bir kitaptır” (Hûd 11/1) buyrulur.
Bu sebepledir ki, Kur’ân-ı Kerîm, Peygamberimiz (s.a.s.)’in nübüvvetini ispat eden en büyük mûcizesidir. Onun mûcizeliği kıyâmete kadar devam edecektir. O, “Azîz: mağlup edilemez bir kudret sahibi”nden geldiği için kimse ona karşı koyamayacak, bütün sözleri ezip geçecek ve gâlip gelecek; “Rahîm: çok merhametli” olandan geldiği için de inananlara rahmet olacaktır. Resûlullah (s.a.s.)’in yürüdüğü yol, ana hatlarıyla güzergâh ve çerçevesini Kur’an’ın belirlediği yoldur. Hakka varan dosdoğru yol da budur. Allah Resûlü (s.a.s.)’in vazifesi ise ilk olarak, fetret dönemi sebebiyle uzun zamandır ilâhî uyarıdan mahrum kalan ve bu yüzden derin bir gaflet içinde bulunan Mekkelileri uyarmaktı. Efendimiz (s.a.s.) önce onları uyarmaya başlayacak, sonra peyderpey tüm insanlığı uyaracaktı. (bk. En‘âm 6/92)
Ne hüzün verici bir durumdur ki:Muhtasar Tefsir
Bunu sana; kendilerine daha önce onları uyaracak bir peygamber gelmemiş olan Arap bir kavmi korkutman ve uyarman için indirdik. Onlar; imandan ve tevhitten uzak idiler. İşte kendilerine gönderilen uyarı ile aralarındaki bağ kesilmiş olan her ümmetin durumu böyledir. Bu ümmetler, kendilerine (imanı ve tevhidi) hatırlatacak ve uyaracak peygamberlere ihtiyaç duyarlar.