İnnâ seḣḣarnâ-lcibâle me’ahu yusebbihne bil’aşiyyi vel-işrâki
Meal
Biz, dağları onun emrine verdik de, akşam sabah onunla birlikte Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini tesbih ederlerdi.
Kur'an Tefsiri
Dâvûd (a.s.)’ın bir diğer fazileti, dağların ve kuşların emrine verilmiş olması ve bu varlıkların sabah akşam onunla beraber Allah’ı zikir ve tesbih etmeleridir. Pek çok âyet-i kerîmede göklerin, yerin, bunlar arasında bulunan bütün mahlukâtın, dağların, ağaçların, kuşların Allah’ı kesintisiz tesbih ettikleri ve O’na secde ettikleri haber verilir. Fakat biz insanlarda onların tesbihini anlama kudreti bulunmamaktadır. (bk. İsrâ 17/44; Hac 22/18) Demek ki Dâvûd (a.s.)’a bu hususta farklı bir meziyet ve idrak kabiliyeti verilmiş; dağlara ve kuşlara da onunla beraber sabah akşam tesbih etmeleri için daha hususi bir tâlimat verilmiş ve coşkun bir şekilde hep birlikte Cenâb-ı Hakk’ı zikretmişlerdir. Buradaki اَلْعَشِيُّ (aşiyy) ve اَلْاِشْرَاقُ (işrâk) kelimelerinden, Hz. Dâvûd’un güneşin battığı ve doğduğu vakitlerde ibâdet ettiği anlaşılır.
Gelen âyet-i kerîmede Dâvûd (a.s.)’ın üç önemli vasfı dile getirilir:Muhtasar Tefsir
Doğrusu biz dağları boyun eğdirdik. Günün başında ve günün sonunda Dâvûd`un tespihi ile birlikte tespih ederlerdi.