Kul yâ ‘ibâdi-lleżîne âmenû-ttekû rabbekumc lilleżîne ahsenû fî hâżihi-ddunyâ hasenetunk ve arduAllâhi vâsi’atunk innemâ yuveffâ-ssâbirûne ecrahum biġayri hisâbin
Meal
Rasûlüm! Benden naklen onlara şunu söyle: “Ey iman eden kullarım! Gönlünüz Allah korkusu ve saygısıyla dopdolu olarak Rabbinize karşı gelmekten sakının! Bu dünyada samimi davranıp iyi işler yapanlara dünyada da âhirette de güzel bir karşılık vardır. Allah’ın arzı geniştir. Ancak hakkiyle sabredenlere mükâfatları hesapsız bir tarzda ödenecektir.”
Kur'an Tefsiri
Mü’minin dünyadaki en mühim vazifesi, Rabbine karşı gelmekten sakınarak O’nun gönderdiği hükümler istikâmetinde bir kulluk yapmasıdır. Kötülüğün her çeşidinden uzaklaşıp dürüst olması ve faziletli davranışlar sergilemesidir. Böyle davrandığı takdirde Allah Teâlâ ona hem dünyada başarı, huzur ve mutluluk gibi güzellikler verecek, hem de âhirette cenneti ihsan edecektir. Ancak mü’min, içinde doğup büyüdüğü vatanında her zaman Allah’ın dinini hakkiyle yaşama imkânı bulamayabilir. Eğer içinde bulunduğu şartlar onu müslümanca yaşamaktan alıkoyup üstelik kötülük ve günahlara sürüklüyorsa, gerektiğinde, içinde yaşadığı ülkeyi, toplumu, arkadaş çevresini ve alışkanlıklarını terk ederek İslâm’ı yaşayabileceği yepyeni bir hayata geçiş yapmalı, yani Allah yolunda hicret etmelidir. Çünkü Allah’ın arzı geniştir. Günahlardan uzaklaşarak Allah’a sığınma ve O’na kulluk yapma imkânı her zaman ve her yerde bulmak mümkündür. Yalnız böyle bir fedakârlıkta bulunmak, bir kısım sıkıntılara karşı sabrı gerektirir. Ancak bu sabrı gösterebilenler, hesabı ve sınırı olmayan bir mükâfata nâil olabilirler.
Hikmet ehli zatlar şöyle demişlerdir:
“Sabr ile dostun olur düşmanlar.
Sabr ile beraber rehber olur rehzenler.
Sabr esmâ-yı ilâhîdir.
Hikmet-i nâ-mütenâhîdir.
İlm ü hikmette şekerler yediler.
Sabra «Miftâh-ı ferectir» dediler.”[1]
Bu hususta en güzel örnek şüphesiz ki Allah Resûlü (s.a.s.)’dir. Onun vazifesi sadece dini tebliğ etmek değil, aynı zamanda tebliğ ettiği esaslara uygun olarak yaşayıp insanlara örnek olmaktır:[1] Rehzen: Yol kesen, haydut. Nâ-mütenâhî: Sonsuz. Miftâh-ı ferec: Kurtuluş anahtarı.
Muhtasar Tefsir
Ey Resul! Bana ve resullerime iman eden kullarıma de ki: "Allah`ın emirlerine uyarak ve yasaklarından sakınarak Rabbinizden sakının. Sizden dünyada iyi amel işleyenler için dünyada zafer, sıhhat ve mal gibi bir iyilik, ahirette de cennet ile mükâfatlandırma vardır. Allah`ın arzı geniştir. Kendinize Allah`a ibadet edeceğiniz bir yer bulmak için hicret edin. Hiçbir engel sizi bundan alıkoymasın. Sabredenlerin sevabı kıyamet gününde çok çeşitli olduğundan dolayı sayısız ve sınırsız verilir."