Efemen yettekî bivechihi sû-e-l’ażâbi yevme-lkiyâmetic ve kîle lizzâlimîne żûkû mâ kuntum teksibûne
Meal
Düşünün bakalım, kıyâmet günü elleri kelepçeli olduğu için kendini o en kötü azaba karşı ancak yüzüyle korumaya çabalayan kimse, hiç azaptan emin olan kimse gibi olur mu? O gün zâlimlere: “Dünyadayken kazandığınızın cezasını tadın!” denilir.
Kur'an Tefsiri
Kur’an’a ve Peygamber’e sırtlarını dönen bu bedbahtlar, âhirette elleri ve ayakları arkadan demir zincirlerle sımsıkı bağlı olarak cehenneme atılacaklar. Ellerini hareket ettirme imkânı bulunmadığından yüzleriyle kendilerini o dehşetli azaptan kurtarmaya çalışacaklar. Halbuki bir tehlike karşısında insan bir başka uzvuyla yüzünü korumaya çalışır. Buna göre “şiddetli azaba karşı kendini yüzüyle korumaya çalışma” ifadesi, cehenneme atılan kişinin azap karşısında kaldığı çaresizliğin en acı bir fotoğrafını göstermektedir. Peygamberlerini yalanlayan önceki toplumlar, dünyada rezil rüsvâlık ve âhirette de büyük bir azaba düçar kaldıkları gibi, bundan böyle de Peygamber (s.a.s.)’in ve Kur’an’ın davetine icâbet etmeyen fert ve toplumlar, dünyada her türlü alçaklık ve rezilliği tadacaklar, âhirette de daha büyük azap olan cehennem azabına uğratılacaklardır.
Bu sebeple, insanlığı hem dünyada hem de âhirette kurtuluşa erdirmek için:Muhtasar Tefsir
Yüce Allah`ın kendisine hidayet verdiği, hidayete ermesine muvaffak kıldığı ve ahirette cennete koyduğu kimseyle, küfreden ve bu küfrü üzere ölüp elleri ve ayakları kelepçelenmiş halde cehenneme soktuğu, ateşe karşı ancak yüzünü yere bakarak korumaya çalışan kimse eşit olur mu? ‘’Kendi nefislerine kufür ve günahlar işleyerek zulmedenlere yapmış olduğunuz zulüm ve isyanların karşılığında kazandığınızı tadın! İşte bu sizin cezanızdır! ’’ denilir.