Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Zümer Sûresi Tefsiri

Zümer Sûresi 5. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ ٥

Ḣaleka-ssemâvâti vel-arda bilhakkis yukevviru-lleyle ‘alâ-nnehâri veyukevviru-nnehâra ‘alâ-lleylis vesaḣḣara-şşemse velkameras kullun yecrî li-ecelin musemmenk alâ huve-l’azîzu-lġaffâru

Meal

O, gökleri ve yeri belli bir gâye, büyük bir hikmet ve şaşmaz bir nizam üzere yaratmıştır. Sürekli olarak geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belli bir süreye kadar kendi yörüngesinde akıp gidiyor. Bilin ki O, karşı konulmaz bir kudret sahibidir, çok bağışlayıcıdır.

Kur'an Tefsiri

Bu âyet-i kerîme ile başlayarak Allah Teâlâ’nın birliğinin, sonsuz kudret, ilim ve hikmetinin delilleri sayılıyor ve O’nun gerçekten ibâdete lâyık tek ilâh olduğu ispatlanıyor:

›    Gökleri ve yeri “hak” ile; yani gerçek bir gaye, büyük bir hikmet, belli bir kanun ve şaşmaz bir nizam içinde, hak ve hakikatin anlaşılması ve yaşanması için yaratmıştır. Rabbimizin yarattığı bu muazzam varlıklar gözümüzün önünde durmakta, ibretle bakabilenleri hayret ve şaşkınlık içinde bırakmaktadır.

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Yedi kat göğü birbiriyle uyum içinde tabaka tabaka yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir düzensizlik göremezsin. Haydi, çevir gözünü de bak, bir kusur, bir çatlaklık görebilecek misin? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak. Göz, aradığı kusuru bulamamanın ezikliği ve bitkinliği içinde sana geri dönecektir.” (Mülk 67/3-4)

›    Geceyle gündüzü dâimî olarak birbiri üzerine dolamaktadır. Hiç durmaksızın gündüz gecenin, gece de gündüzün yerini almaktadır.

Bu âyette geçen اَلتَّكْو۪يرُ (tekvîr) kelimesi, baş gibi kürevî bir cismin etrafında bir şeyi, meselâ sarığı döndürerek sarmak, daha açık bir tâbirle “dolamak” demektir. Bu tâbirin, tabiatta cereyan eden bir gerçeği tasvir ettiği anlaşılmaktadır: Kendi mihveri etrafında dönen yerkürenin güneşe bakan kısmı aydınlık, yani gündüz olur. Ancak, yerküre döndüğünden dolayı bu aydınlık kısım aynen devam etmez. Hareket ettikçe aydınlık olan kısımlar karanlığa, karanlık olan kısımlar da aydınlığa bürünür. Yâni devamlı bir şekilde gece gündüzün, gündüz de gecenin üzerine dolanır. Bu da, yeryüzü sathının yuvarlak olduğunu gösterir.  İşte âyette kullanılan “tekvîr” tabiri, bu şekilde yeryüzünün kürevî yuvarlaklıkta olduğuna ve döndüğüne işaret etmekte; yerin küre oluşu ve dönüşü de tekvîr tabirini son derece dakîk bir tarzda tefsir etmektedir.

›    Güneş ve ay da Allah’ın emrine boyun eğmiş, belli bir vakte kadar yörüngelerinde akıp gitmektedirler. Allah’tan başka kimin kudreti bunları elinde tutup emrine boyun eğdirebilir? O’ndan başka kim istediği gibi onları kontrol altına alıp hareket ettirebilir?

İnsanın yaratılmasındaki harikulade kudret tezahürleri de böyle:

Muhtasar Tefsir

Gökleri ve yeri büyük bir hikmet gereği yaratmıştır, zalimlerin dediği gibi oyun olsun diye değil. Geceyi gündüzün üzerine örter, gündüzü de gecenin üzerine örter. Biri geldiği zaman diğeri batıp kayboluyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir zamana; dünya hayatının sonu gelene kadar akıp gitmektedir. Bilesiniz ki, her noksanlıktan münezzeh olan Allah, düşmanlarından daima intikam alan ve kimsenin kendisine galip gelemediği mutlak güç sahibidir, günahlarından tövbe eden kullarını da çok bağışlayandır.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma