Yâ eyyuhâ-nnâsu kad câekumu-rrasûlu bilhakki min rabbikum feâminû ḣayran lekumc ve-in tekfurû fe-inne liAllâhi mâ fî-ssemâvâti vel-ardic vekânaAllâhu ‘alîmen hakîmân
Meal
Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden gerçeği getirdi; o halde kendi iyiliğiniz için ona inanın. Eğer inkâr ederseniz, şunu bilin ki göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. Allah, hakkiyle bilen, her işi ve hükmü sağlam ve hikmetli olandır.
Kur'an Tefsiri
Görüldüğü üzere hitap, bütün insanlaradır. Onları, Allah Resûlü (s.a.s.)’in Rabbinden gerçeğin ta kendisi olarak getirdiği Kur’an’a imana ve İslâm’a tâbi olmaya davet etmektedir. İnsanların inkâr, zulüm ve haksızlık yollarını terk edip iman yolunu tercih etmeleri şüphesiz onların faydasına olacaktır. Zira dünya ve âhiret sâadetine ancak bu yoldan yürüyerek ulaşabileceklerdir. İnkâra saplanmaları ise ne kendilerine bir fayda sağlayacak, ne de Allah Teâlâ’ya bir zarar verebilecektir. Zira göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah, onların iman ve amellerine muhtaç olmadığı gibi, inkârlarından zarar görmekten de uzaktır. Bütün varlıklar, yaratma, mülk ve tasarruf bakımından Allah’a ait olup O’nun hükümranlığı dışına çıkamadıklarından, O yüce Yaratıcı, küfürleri sebebiyle onlara azap etmeye de kadirdir. Hem onlar inkâr etseler de, Allah’a ihlâsla kulluk eden ve emirlerine boyun eğen nice kulları olduğunu da asla unutmamalıdırlar.
Elest bezminde Rabbine kulluk sözü veren ve dünyaya imtihan için gelen insanın, kâbiliyet ve istidatları nispetinde büyük bir gayret göstererek yüceler yücesine tırmanabilmesi için iki hususa çok dikkat etmesi lazım gelir:
› Resûlullah (s.a.v.)’i çok sevmek; O’nun sevgisini candan, malından, âile ve evlattan daha üstün tutmakdır.
› Emrettiği ve yasakladığı bütün hususlarda Resûlullah (s.a.s.)’e gönülden tâbi olmaktır. Ancak bu yola kulun Allah Resûlü ile münâsebeti güçlenir ve ona tam olarak tâbi olmak sâyesinde kemâlin zirvesine doğru yol alır.
Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Benim ve Allah’ın beni size kendisiyle peygamber olarak gönderdiği İslâm’ın benzeri şu kimse gibidir ki, o kimse bir kavme gelerek: «Ben şu gözlerimle düşmanı gördüm. Görüyorsunuz, ben açık bir uyarıcıyım. Hemen kaçıp kurtulmaya bakın» der. Bâzıları onun sözüne inanarak hemen hareket edip gece boyunca giderek kurtulurlar, bir kısmı da onu yalanlayarak yerlerinde kalırlar. Sabahleyin düşman ansızın onları basar ve hepsini öldürür. İşte, bana itaat ederek Hak’tan getirdiklerime tabi olanlarla, bana isyan edip Hak’tan getirdiklerimi yalanlayanların misâli budur.” (Buhârî, İ‘tisam 2; Müslim, Fezâil 16)
Bu sebeple genel mânada bütün insanlık uyarılıp Peygamber’e ve Kur’an’a imana çağrılırken, özel olarak da Ehl-i kitap yanlışlarını terk edip doğru yolu kabule davet edilmektedir:
Muhtasar Tefsir
Ey insanlar! Size resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ`dan hidayeti ve hak dini getirdi. Siz de getirdiğine iman ediniz, sizin için dünyada ve ahirette hayırlı olan budur. Eğer Allah`ı inkâr ederseniz, Allah`ın iman etmenize ihtiyacı yoktur ve sizin küfretmeniz O`na zarar vermez. Çünkü göklerin, yerin ve aralarında bulunanların hepsinin mülkü O`na aittir. Şüphesiz Allah, hidayeti kimin hak ettiğini daha iyi bilir ve ona hidayeti kolaylaştırır. Kimin de hidayeti hak etmediğini bilir ve onu hidayete karşı kör eder. Allah söylemiş olduğu sözlerinde, fiillerinde, şeriatında ve kaderinde (takdir ettiğinde) hikmet sahibidir.