Em lehum nasîbun mine-lmulki fe-iżen lâ yu/tûne-nnâse nakîrân
Meal
Yoksa onların Allah’ın mülk ve saltanatında bir payları mı var? Öyle olsa onlar insanlara çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu bile vermezler.
Kur'an Tefsiri
Uhud savaşından sonraki günlerde Medine’deki yahudi önderlerinden Huyey b. Ahtab ile Ka‘b b. Eşref, yanlarına kendi dinlerinden yetmiş süvari alarak, Kureyşle bir ittifak anlaşması yapmak üzere Mekke’ye gitmişlerdi. Maksatları müslümanlarla olan anlaşmalarını bozmak ve onlara karşı savaşmaktı. Bu sebeple Kureyşle ittifak kurmak istiyorlardı. Kureyş ileri gelenleri onlara “Siz Ehl-i kitapsınız, Muhammed’e bizden daha yakın sayılırsınız. Size güvenmemiz için şu bizim putlarımıza secde edin de mutmain olalım” dediler. Yahudiler de derhal kabul edip gereğini yaptılar. Sonra Ebu Süfyan Ka‘b b. Eşref’e: “Sen kitap okur, âlim bir adamsın, biz ise ümmîyiz, bilmeyiz. Söyle, bizim tuttuğumuz yol mu, yoksa Muhammed’in yolu mu daha doğru?” diye sordu. Ka‘b: “Muhammed ne diyor?” diye sorunca “Yalnız Allah’a ibâdeti emrediyor ve şirki yasaklıyor” diye cevapladı. “Sizin dininiz nedir?” sualine de “Biz Kâbe’nin sorumlularıyız, hacılara su veririz, misafirlere yemek yediririz, esirleri kurtarırız, şunu yaparız bunu yaparız..” diye anlattı. Bunun üzerine Ka‘b “Sizin yolunuz daha doğrudur” diyerek putperestleri iman ehline tercih ve tafdil etti. Bu âyetler bunun üzerine nâzil oldu. (Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 160-161)
Yahudilerin böyle davranmalarının sebebi, kalplerini simsiyah zift gibi sarmış olan müzmin kıskançlık hastalığıydı:
Muhtasar Tefsir
Onların hükümdarlıkta hiçbir nasipleri yoktur. Şayet onların böyle bir payları olsaydı, hiç kimseye hurma çekirdeğinin üzerindeki nokta kadar dahi bir şey vermezlerdi.