Vemâ kâne limu/minin en yaktule mu/minen illâ ḣata-âenc vemen katele mu/minen ḣataen fetehrîru rakabetin mu/minetin vediyetun musellemetun ilâ ehlihi illâ en yassaddekûc fe-in kâne min kavmin ‘aduvvin lekum vehuve mu/minun fetehrîru rakabetin mu/minetins ve-in kâne min kavmin beynekum vebeynehum mîśâkun fediyetun musellemetun ilâ ehlihi vetehrîru rakabetin mu/minetins femen lem yecid fesiyâmu şehrayni mutetâbi’ayni tevbeten minaAllâhik vekânaAllâhu ‘alîmen hakîmân
Meal
Bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Fakat yanlışlıkla olabilir. Kim yanlışlıkla bir mü’mini öldürürse, cezası, mü’min bir köleyi azat etmesi ve ölenin ailesine diyet ödemesidir. Ancak ölenin ailesi bağışlarsa, diyet ödemesi gerekmez. Şâyet ölen mü’min olmakla birlikte size düşman olan bir kavimden ise, öldürenin cezası, sadece mü’min bir köleyi azat etmesidir. Eğer öldürülen kişi, aranızda anlaşma bulunan kâfir bir kavimdense, o takdirde ceza, ölenin ailesine diyet ödemesi ve mü’min bir köleyi azat etmesidir. Bunları yerine getirmek için yeterli imkânlara sahip olamayan, bunun yerine peş peşe iki ay oruç tutmalıdır. Allah bu cezaları, yanlışlıkla adam öldüren kimsenin tevbesini kabul etmek için koymuştur. Allah, hakkiyle bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
Kur'an Tefsiri
Âyet-i kerîmenin iniş sebebi hakkında bir kısım rivayetler bulunmaktadır. Bunların her biri, bir mü’minin yanlışlıkla öldürülmesini konu alır. Urve b. Zübeyr’in naklettiği hâdise şöyledir: Huzeyfe b. Yeman (r.a.), Uhud Savaşında Peygamber Efendimiz’le beraberdi. O sırada müslümanlar yanlışlıkla Huzeyfe’nin babası Yeman’ı, kâfir zannedip yakalamışlar ve kılıçla boynunu vurmuşlardı. Halbuki Huzeyfe tam o esnada “O, benim babamdır!” demiş, fakat müslümanlar Huzeyfe’nin sözünü, ancak babasını öldürdükten sonra anlayabilmişlerdi. Bunun üzerine Huzeyfe, “Allah sizi bağışlasın, çünkü O, merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. Bu söz, Allah Resûlü’nün yanında Huzeyfe’nin değerini daha da artırdı. İşte bunun üzerine de bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, X, 180)
Bilerek ve haksız yere bir mü’minin başka bir mü’mini öldürmesi haram kılınmıştır. Bu şekilde bir mü’mini öldüren kişinin cezası kısas yoluyla idamdır. Eğer bir mü’min başka bir mü’mini yanlışlıkla; mesela av hayvanı veya kendisine karşı savaşan bir kâfir zannederek öldürür ya da ölümüne sebep olursa, bunun günahından kurtulabilmek için ödemesi gereken maddi ve mânevî cezalar vardır. Bu cezalar, öldürdüğü kişinin mensup olduğu aile ve toplumun durumuna göre değişiklik arzetmektedir:
› Öldürülen, İslâm toplumu içinde yaşayan müslüman bir aileye mensupsa öldürenin ödeyeceği iki ceza vardır. Birincisi, öldürülenin ailesine teslim edeceği diyettir. Bu da Peygamber Efendimiz’in belirlemesiyle yüz deve veya ona denk altın veya gümüş paradır. (bk. Buhârî, Cizye 12; Müslim, Kasame 6) Günümüz değerleriyle hesaplanırken bin dinar yani zekâttaki “nisap” miktarının elli katının esas alınması pratik bir yoldur. Öldürülen kişinin ailesi isterse bunu bağışlayabilir; diyet almaktan vazgeçebilir. İkincisi mü’min bir köle azat etmesidir. Bununla, yanlışlıkla da olsa hür bir hayatı yok ettiği için, ona bedel olarak topluma hür bir hayat kazandırmak hedeflenmiştir. Köle azat etmeye gücü yetmeyenler, hiç ara vermeksizin iki ay oruç tutarlar.
› Şayet öldürülen mü’min, fakat ailesi gayri müslim ve aynı zamanda müslümanlara düşman bir toplum içinde bulunuyorsa, o takdirde öldüren sadece mü’min bir köle azat etmekle sorumludur. Öldürülen kişinin ailesine diyet ödemez. Çünkü böyle bir durumda ödeyeceği diyet, kâfirleri müslümanlara karşı kuvvetlendirmek ve onlara yardım etmek mânası taşıyacaktır. Bu ise hikmete uygun değildir.
› Eğer öldürülen mü’min, müslümanlarla aralarında anlaşma bulunan bir kavimden ise birinci şıkta olduğu gibi yine ödenecek ceza ikidir. Öldürülenin ailesine teslim edilecek diyet ve mü’min bir kölenin azat edilmesidir. Köle azat etmeye imkânı olmayan ise, tevbesinin kabul edilebilmesi için iki ay peş peşe oruç tutacaktır.
Bir mü’mini kasten öldürmeye gelince:
Muhtasar Tefsir
Mümin bir kimseye, yanlışlıkla meydana gelmesi dışında başka bir Mümini öldürmek asla yakışmaz. Kim yanlışlıkla Mümin birini öldürürse yaptığı işin kefareti olarak, Mümin bir köle azat etmesi, katilin mirasçıları olan akrabalarının da öldürülen kişinin mirasçılarına bir diyet ödemeleri gerekir. Onların diyeti affetmeleri durumu ise bunun dışındadır. O halde diyet düşer. Eğer öldürülen kişi sizlerle savaş halindeki bir topluluktan olan Mümin biriyse, katilin Mümin bir köle azat etmesi gerekir, diyet ödemez. Eğer öldürülen Mümin değil fakat zimmiler gibi sizin ile onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluktan ise, katilin mirasçıları olan akrabalarının öldürülen kişinin mirasçılarına diyet ödemesi, katilin de yaptığı işin kefareti olarak Mümin bir köle azat etmesi gerekir. Eğer azat edebileceği bir köle bulamaz veya ücretini ödemeye gücü yetmezse, bu durumda yapmış olduğu bu işten dolayı Allah’ın tövbesini kabul etmesi için, ardı ardına kesintisiz hiçbir gün dahi oruç açıp ara vermeden iki ay boyunca oruç tutması gerekir. Allah kullarının yaptıklarını ve niyetlerini bilir. Kanunlarında ve yönetiminde hikmet sahibidir.