Feseteżkurûne mâ ekûlu lekumc ve ufevvidu emrî ilaAllâhic innaAllâhe basîrun bil’ibâdi
Meal
“Bugün size söylediklerimi pek yakında hatırlayacaksınız. Artık ben işimi tam bir teslimiyet içinde Allah’a havâle ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını çok iyi görmektedir.”
Kur'an Tefsiri
Burada, mü’min adamla kavmi arasındaki tartışma sona ermektedir. Fakat, Firavun’un ailesinden olan bu inanmış adam, gerçek sözünü zamanın kalbine sonsuza dek silinmeyecek biçimde kazımış bulunmaktadır. O da: “Ben işimi tam bir teslimiyet içinde Allah’a havâle ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını çok iyi görmektedir” (Mü’min 40/44) sözüdür.
Şeyh Hamîdüddîn Aksarâyî, bir mânada da o mü’min adamın halini terennüm ederek şöyle der:
“Diriyiz dâim ölmeyiz, karanlıkta da kalmayız,
Çürüyüp toprak da olmayız, bize leyl ü nehâr olmaz.
Ne kahrı düşman elinden, ne lütfu âşinâdan bil,
Umûru Hakk’a tefvîz et Cenâb-ı Kibriyâ’dan bil.”[1]
Bundan sonra o mü’min kişinin akıbetinden ve ona karşı gelen Firavun ehlinin gerek kabirdeki gerekse mahşerdeki durumlarından bazı kesitler verilmektedir:[1] Leyl ü nehâr: Gece ve gündüz. Âşinâ: Dost. Umûr: İşler. Tefvîz: Ismarlama, havale etme.
Muhtasar Tefsir
Onun nasihatini reddettiler. Bunun akabinde şöyle dedi: "Sizin için yaptığım nasihati hatırlayacaksınız. Onu kabul etmediğiniz için dövünüp duracaksınız. Ben bütün işlerimi yalnızca Yüce Allah`a havale ederim. Yüce Allah`a, kullarının işlediği amellerden hiçbir şey gizli kalmaz."