Velev şâaAllâhu lece’alehum ummeten vâhideten velâkin yudḣilu men yeşâu fî rahmetihic ve-zzâlimûne mâ lehum min veliyyin velâ nasîrin
Meal
Allah dileseydi insanları doğru yol üzere bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine kavuşturur. Zâlimlere gelince, onlar için ne işlerini üzerine alacak bir kouyucu vardır, ne de bir yardımcı.
Kur'an Tefsiri
اُمّ الْقُرٰى (Ümmü’l-Kurâ), Mekke’dir. Mekke, insan hayatının buradan başlayıp yayılması, içerisinde yeryüzünün ilk mâbedi olan Kâbe’nin bulunması, orada Makâm-ı İbrâhim, Hacer-i Esved gibi ilâhî nişânelerin bulunması gibi sebeplerle şerefli kılınmış ve bu yüzden ona “Şehirlerin Anası” rütbesi verilmiştir. “Çevresi”nden maksat ise tüm dünyadır. Kur’an ilk olarak Mekke halkını sonra da zaman, zemin ve imkânlar elverdikçe dalga dalga tüm dünya halklarını uyarmak için Arapça indirilmiş cihanşumûl bir kitaptır. Arapça bilenler onu, orijinal diliyle okuyup anlayacak ve gereğince amel edeceklerdir. Arapça bilmeyenlere de onun mâna ve mesajları anlayacakları dille tebliğ edilecektir. Zaten realitede de durum böyle gerçekleşmiştir. Şunu belirtelim ki, Kur’an’ın Allah kelâmı oluşunda hiçbir şüphe bulunmamakla beraber, herkesin ona inanma gibi bir mecbûriyeti de yoktur. Allah Teâlâ’nın küllî iradesi böyle tecelli etmiştir. Bu yüzden insanlar ya kendi tercih ve ihtiyarlarıyla Kur’an’a inanıp Allah’ın rahmetine ereceklerdir. Ya da onu inkâr edip cehenneme gireceklerdir. Fakat doğrusu, her şeye kadir olup ölüleri de diriltecek olan hakiki Velî’nin Allah olduğunu bilip sadece o “Gerçek Dost”a kulluk yapmaktır. Her türlü problemimizin çözümünde O’nun hükmüne baş vurup boyun eğmektir:
Muhtasar Tefsir
Yüce Allah dileseydi onları İslam dini üzerine bir tek ümmet kılardı. İslam dini üzerine tek bir ümmet kılardı ve hepsini birlikte cennete sokardı. Fakat O`nun hikmeti, dilediğini İslam dinine ve cennete girmesini gerektirdi. Küfür ve isyanlarla kendi nefislerine zulmedenlerin, onlara sahip çıkacak hiçbir dostları ve Allah`ın azabından kurtaracak bir yardımcıları yoktur.