Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Câsiye Sûresi Tefsiri

Câsiye Sûresi 21. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّـَٔاتِ اَنْ نَجْعَلَهُمْ كَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ سَوَٓاءً مَحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ۟ ٢١

Em hasibe-lleżîne-cterahû-sseyyi-âti en nec’alehum kelleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti sevâen mahyâhum ve memâtuhumc sâe mâ yahkumûne

Meal

Yoksa kötülükleri işleyip duranlar, kendilerini iman edip sâlih ameller yapanlarla bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Hayatları, ölümleri ve ölümden sonraki durumları aynı olacak, öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!

Kur'an Tefsiri

Kendilerini kayıtlayan hiçbir dinî kaide tanımaksızın istedikleri gibi günaha dalanlar, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerine, iman edip sâlih ameller işleyenler gibi davranılacağını zannediyorlarsa büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü Allah hiçbir zaman iyi ile kötüyü bir tutmaz. Şu âyet-i kerîmeler bu açıdan ne kadar dikkat çekicidir:

“Öyle ya, biz tüm benlikleriyle Allah’a teslim olanları, günaha gömülmüş inkârcı suçlularla bir mi tutacağız?” (Kalem 68/35)

“Yoksa biz iman edip sâlih ameller işleyenlere, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla aynı muameleyi mi yapacağız? Yahut kalpleri Allah saygısıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanları, günah işleyip yoldan çıkanlarla bir mi tutacağız?” (Sād 38/28)

“Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olamaz. Cennetlikler, işte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr 59/20)

Mü’minler, mü’min olarak yaşar, mü’min olarak ölürler. Onların dostu ve yardımcısı Allah’tır. Onlar mutludurlar. Melekler canlarını alırken onları selamlarlar, ruhlarını cennete götürürler. Kâfirler dünyada zengin de olsalar vicdânen huzursuzdurlar. Ölürken melekler tarafından dövülürler, azarlanırlar. Ruhları cehenneme gider. Onlar ne dünyada ne de âhirette mü’minler gibi olamazlar. Yahut kâfirler dünyada mü’minlere eşit, hatta onlardan zengin ve müreffeh olabilirler. Fakat bu sadece dünyaya mahsustur. Âhirette asla mü’minler gibi olamazlar. İlâhî hak ve adâlet buna müsaade etmez. Zaten göklerin ve yerin yaratılmasının asıl hikmeti de haklıya hakkını tam olarak vermek, haksızı da müstahak olduğu şekilde cezalandırmaktır. Cenâb-ı Hakk’ın koyduğu nizamda, dünya ve âhiret dengesini birlikte hesaba kattığımızda en küçük bir haksızlığa yer yoktur.

Esasen Allah’ın emrini bir kenara bırakıp, kelimenin tam anlamıyla nefsinin arzularına uyan kimseler nefislerini putlaştırmakta olup bunun bedelini ağır ödeyeceklerdir:

Muhtasar Tefsir

Yoksa uzuvlarıyla küfür ve günah işleyenleri Allah`a iman edip salih amel işleyenler gibi dünyada ve ahirette yaptıklarının karşılığını almalarında bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kadar çirkin hüküm veriyorlar.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma