İnne-lleżîne yubâyi’ûneke innemâ yubâyi’ûnaAllâhe yeduAllâhi fevka eydîhimc femen nekeśe fe-innemâ yenkuśu ‘alâ nefsihis vemen evfâ bimâ ‘âhede ‘aleyhuAllâhe feseyu/tîhi ecran ‘azîmân
Meal
Rasûlüm! Sana bey‘at edenler, gerçekte Allah’a bey‘at etmektedirler. Allah’ın eli, onların bey‘at için uzanan elleri üzerindedir. Artık kim bey‘atini bozarsa ancak kendi zararına bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği sözde durur, onun gereğini getirirse, hiç şüphesiz Allah ona yakın bir gelecekte büyük bir mükâfat verecektir.
Kur'an Tefsiri
Bahsedilen bey‘at, Hudeybiye’de bir ağaç altında mü’minlerin Resûlullah (s.a.s.) ile yaptıkları bey‘ata işaret eder. Hâdise kısaca şöyle gerçekleşmiştir: Hicretin altıncı senesinde Allah Resûlü (s.a.s.), gördüğü bir rüya üzerine 1400 müslümanla beraber umre yapmak için Mekke’den Medine’ye doğru yola çıkmıştı. Fakat müşrikler, müslümanları Mekke’ye sokmak istemedikleri için önlerine bir birlik çıkarmışlardı. Bu yüzden Efendimiz (s.a.s.) Hudeybiye’ye gelip orada konaklamak mecburiyetinde kaldı. Savaşmak diye bir niyeti yoktu. Bu sebeple anlaşma yapmak üzere Hz. Osman’ı Kureyş’e elçi olarak gönderdi. Ancak Hz. Osman’ın dönüşü gecikince öldürülmüş olma ihtimali gündeme geldi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s.), bir ağacın altına oturarak ashâbından, Osman öldürülmüş ise ölünceye kadar savaşacaklarına dair söz aldı. Onlar da büyük bir teslimiyet ve hoşnutluk ile Efendimiz (s.a.s.)’e bey‘at edip söz verdiler. Henüz Hz. Osman’ın şehîd olup olmadığı kesin olarak bilenmediği için de, Resûlullah (s.a.s.) bir elini Osman (r.a.) adına, diğer elini de kendi adına kullanarak birbiri üzerine koyup bey‘at yaptı. Böylece Hz. Osman’ı bu bey‘ata ortak kılmak suretiyle ona büyük bir şeref payesi vermişti. Hz. Osman sağ salim dönünce ve Kureyşlilerle anlaşma yapılınca savaşa gerek kalmadı. Fakat sahâbe-i kirâm böylece Allah’ın râzı olduğu mühim bir iş yapmış oldular. Nitekim 18. âyette tekrar bu hususa yer verilecektir.
Şimdi ise, bir kısım bahaneler ileri sürerek sefere katılmayan münafıkların iç dünyalarını deşifre edip orada saklanan kirli düşünceleri ortaya sermek üzere buyruluyor ki:Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Muhakkak ki Rıdvan biatinde Mekke ehlinden müşriklere karşı savaşacaklarına dair sana biat edenler, şüphesiz Allah`a biat etmektedirler. Çünkü onlara müşriklerle savaşmalarını emreden Allah Teâlâ`dır. Allah, onlara yaptıklarının mükâfatını verecektir. Biatte Allah`ın eli onların ellerinin üzerindedir. O, onların her şeyinden haberdardır. Onlardan hiçbir şey Allah`a gizli kalmaz. Her kim biatini bozar ve ahdine sadık kalmazsa, Allah dinine yardım eder. Şüphesiz biatini ve ahdini bozmasının zararı kendisine dönecektir. Bunun Allah`a bir zararı olmaz. Kim de ahdine sadık kalırsa, Allah dinine yardım eder. O kimseye büyük bir mükâfat verecektir ki o mükâfat cennettir.