İnnâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiran ve neżîrân
Meal
Rasûlüm! Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Kur'an Tefsiri
Bu sûrenin 12. âyetinde de belirtildiği üzere Medine ve civarındaki münafıklar, çıktıkları bu seferden Peygamberimiz (s.a.s.) ve beraberindeki mü’minlerin sağ salim geri dönmeyeceklerini, onları müşriklerin yok edeceklerini sanıyorlardı. Müşrikler de Efendimiz’i ve mü’minleri umre yapmaktan engellemek suretiyle onları küçük düşüreceklerini zannediyorlardı. Aslında her iki gürûh da, Allah’ın Peygamber (s.a.s.)’e yardım etmeyeceğini ve hakkın bâtıl karşısında yenileceğini düşünüyorlardı. Düşündüklerinin tam tersi oldu. Allah Teâlâ, Rasûlü’nü muzaffer kıldı, o din düşmanlarını ise dünyada gazabına uğrattı, rahmetinden uzaklaştırdı; âhirette ise onlar ebediyen cehennemde kalacaklardır. Göklerin ve yerin ordularına sahip olan Allah’ın dilediğine istediği cezayı verebileceğinde ve kimsenin O’nun kudretinden kurtulamayacağında şüphe yoktur.
İşte bu hikmet gereğince:Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Şüphesiz biz seni kıyamet günü ümmetine bir şahit; Müminleri, dünyada kendilerine vadolunmuş olan yardım ve iktidar ile ahirette ise kendilerine vadolunmuş olan nimetleri müjdeleyici olarak, kâfirleri ise dünyada kendilerine vadolunmuş olan Müminlerin eli ile gerçekleşecek olan zillet ve yenilgi ile ahirette ise kendilerini bekleyen azap ile korkutucu olarak gönderdik.