Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-ttekûAllâhe vebteġû ileyhi-lvesîlete vecâhidû fî sebîlihi le’allekum tuflihûne
Meal
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının; O’na yaklaşıp rızâsını kazanmanın yollarını arayın ve O’nun yolunda cihâd edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
Kur'an Tefsiri
اَلْوَس۪يلَةُ (vesîle) kelimesi sözlükte “rütbe, pâye, derece, muhabbet ve yakınlık” mânalarına gelir. Kişinin Allah’a yaklaşmasını sağlayan amellere de vesile denilmiştir. Dolayısıyla burada “vesile”den maksat, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah’a yaklaşmaya çalışmaktır. Bu bakımdan mü’mini Allah’a yaklaştıracak ve O’nun rızâsına ermesine yardımcı olacak her türlü ibâdet, ahlâk ve amel birer vesiledir. Bu ibâdet ve ameller, aynı zamanda mü’minin Allah’ın sevgisine erişip, katında yüksek derecelere ulaşmasını da sağlayacaktır. Nitekim bir hadis-i kudsîde kişiyi Allah’a yaklaştıracak ve O’nun sevdiği bir kul haline getirecek ameller şöyle haber verilmektedir:
“Her kim ihlâs ile bana kulluk eden bir dostuma düşmanlık ederse, ben de ona karşı savaş ilân ederim. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli herhangi bir amelle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana farzlara ilâveten işlediği nâfile ibâdetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben onu severim. Kulumu sevince de ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden her ne isterse, onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.” (Buhârî, Rikak 38)
“Vesîle” aynı zamanda cennette Allah Resûlü (s.a.s.)’e verilecek bir makamın ismidir. Bu hususta Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Kim ezanı duyduğu vakit «Ey bu tam çağrının ve başlayan namazın sahibi Allahım! Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’e vesîleyi ve fazileti ver. Onu kendisine va‘dettiğin yüce makama ulaştır» diye dua ederse kıyâmet gününde şefaatime nâil olur.” (Buhârî, Ezan 8; Müslim, Salât 11)
İmam Kuşeyrî (r.h.), “vesîle arama” emrine şu mânaları vermiştir:
Nefsânî güç ve kuvvetten geçerek Hakk’ın nimet ve ihsanını görmek,
Allah’ın önceden sana olan ihsanları vesilesiyle O’na yaklaşmak,
Allah’ın senin için güzel olanı seçmesi,
İnancı her türlü şüpheden tam olarak arındırmak,
Ömrün sonuna kadar dostluk ölçüleri içinde sadâkat, doğruluk ve dürüstlüğü devam ettirmek,
Amelleri riyâdan, halleri kendini beğenme düşüncesinden ve nefsi de dünyevî hazlardan uzaklaştırmaktır. (Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, I, 263)
Mü’minler, kurtuluşa erebilmek ve Allah’a daha yakın bir kul olabilmek için, iman ve takvâ ile birlikte, her türlü sâlih ve güzel amelleri işlemeye, kalplerini “kalb-i selîm” hâline getirmeye gayret edeceklerdir. Bunlar arasında da hususiyle Allah yolunda cihada önem vereceklerdir. Hem kendilerini hem de diğer insanları Allah’ın yolundan alıkoyan ve Allah’tan başkasına kulluk etmeye zorlayan bütün engelleri ortadan kaldırmak için mal ve canlarıyla ciddi bir mücadele vereceklerdir. İnsanların kâfir olarak ölmemeleri ve cehennemden insan kurtarmak için gayret göstereceklerdir:
Muhtasar Tefsir
Ey iman edenler! Emirlerine uymakla ve yasaklarından sakınmakla Allah`tan korkun. Sizlere emir buyurduklarını yerine getirmekle ve yasaklarından uzaklaşmakla yüce Allah`a yakın olmayı talep edin. O`nun rızasını elde etmek ve istediğinize nail olmak ümidiyle kâfirlerle cihat ediniz. Bunları yerine getirdiğinizde korktuklarınızdan da uzak tutulursunuz.