Keżâlike mâ etâ-lleżîne min kablihim min rasûlin illâ kâlû sâhirun ev mecnûnun
Meal
Şimdi olduğu gibi, bunlardan öncekilere de ne zaman bir peygamber geldiyse, mutlaka onun için: “Bu, ya bir sihirbaz veya delinin biri” demişlerdi.
Kur'an Tefsiri
Peygamberlerine “sihirbaz” veya “deli” diyen toplumlar, her ne kadar böyle demeyi nesilden nesle birbirine tavsiye etmemişlerse de, hepsi aynı şeyi söylemişlerdir. Çünkü hepsinin ortak bir özelliği vardır: O da, gerçekten haddi aşan azgın bir topluluk olmalarıdır. Cenâb-ı Hak onlara nimetler vermiş, zengin olmuşlar, böylece Allah’ı unutup azmışlar ve peygamberlerini yalanlamışlardı. Hakk’a karşı azgınlık etmekte görüş ve davranış birliği içinde oldukları için, onun gereği olan sözleri de birbirlerine benzemektedir.
Bunların bu azgın tavırları karşısında Resûlullah (s.a.s.) teselli edilmekte; söz dinlemeyecek olanlardan yüz çevirmesi istenip, bu yüzden kınanmayacağı bildirilmektedir. Bununla birlikte söz anlayacak olanlara da tebliğ ve davetine, öğüt ve irşadına devam etmesi emredilmektedir. Çünkü öğütler mü’minlere ve inanmaya gönlü olanlara fayda verir. Bu öğütler:
İman etmiş olanların imanlarının kuvvetlenmesine,
Vazifelerini unutmamalarına, gaflete düşmemelerine,
Bilmediklerini öğrenmelerine,
İmânî halavet ve neşelerinin artmasına,
Hatta iman etme meyli taşıyanların imana gelmesine sebep olur.
Zira:Muhtasar Tefsir
Mekke ehlinin yalanladığı gibi geçmiş ümmetler de yalanlamıştı. Kendilerine bir peygamber geldiğinde: "O, büyücüdür ya da mecnundur." dediler.