Velleżîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâ-ġfir lenâ veli-iḣvâninâ-lleżîne sebekûnâ bil-îmâni velâ tec’al fî kulûbinâ ġillen lilleżîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmun
Meal
Muhâcir ve ensârdan sonra Medine’ye gelen ve onların izini tâkip eden kimselerin de o mallarda hakkı vardır. Onlar şöyle dua ederler: “Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mü’min kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!”
Kur'an Tefsiri
Âyette bahsedilen kimseler, öncelikle muhâcir ve Ensâr’dan sonra Medine’ye gelen, orada yerleşen ve onların örnek izlerini takip eden müslümanlar, sonra da kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlerdir. Bunlar, başta mühâcir, ensâr ve diğer sahâbe-i kirâm olmak üzere kendilerinden önce gelip geçen bütün mü’minler için dua ederler. Onların bağışlanmasını isterler. Onları incitecek sözlerden kaçınırlar. Gönüllerinde onlara karşı en küçük bir kinin, kötü duygu ve düşüncenin bulunmaması için Allah’a yalvarırlar.
Bu âyet-i kerîme bize de, bizden sonra gelecek mü’minlere de, âhirete göçmüş mü’min kardeşlerimizle alakalı yapmamız gereken vazifelere dikkat çekmektedir. Onları unutmamak, dualarımızı eksik etmemek, hayırla yâd etmek, onların bağışlanmasına yarayacak, ruhlarını şâd edecek her türlü dua, istiğfar, hayır ve hasenâta devam etmek bu vazifelerin başında gelmektedir. (bk. Necm 53/38-41)
Münafıkların yaptıkları hâinlikler ve çevirdikleri gizli planlara gelince:Muhtasar Tefsir
Onlardan sonra gelen ve kıyamet gününe kadar onların yoluna güzelce tabi olanlar şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce Allah`a ve O`nun resulüne iman eden din kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde Müminlerden herhangi birine karşı kin ve kötü niyet bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen kullarına karşı çok şefkatli ve çok merhametlisin!``