Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الحشر

Haşr Sûresi

59. sûreMedenî24 âyetSayfa 544
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١

Sebbeha liAllâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardis ve huve-l’azîzu-lhakîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

هُوَ الَّذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ ٢

Huve-lleżî aḣrace-lleżîne keferû min ehli-lkitâbi min diyârihim li-evveli-lhaşric mâ zanentum en yaḣrucûs ve zannû ennehum mâni’atuhum husûnuhum minaAllâhi fe-etâhumuAllâhu min hayśu lem yahtesibûs ve każefe fî kulûbihimu-rru’bec yuḣribûne buyûtehum bi-eydîhim ve eydî-lmu/minîne fa’tebirû yâ ulî-l-ebsâri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.

Muhtasar Tefsir

وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ ٣

Ve levlâ en ketebaAllâhu ‘aleyhimu-lcelâe le’ażżebehum fî-ddunyâs ve lehum fî-l-âḣirati ‘ażâbu-nnâri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٤

Żâlike bi-ennehum şâkkûAllâhe ve rasûlehus vemen yuşâkkiAllâhe fe-innaAllâhe şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması şüphesiz çetindir.

Muhtasar Tefsir

مَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ ٥

Mâ kata’tum min lînetin ev teraktumûhâ kâ-imeten ‘alâ usûlihâ febi-iżniAllâhi veliyuḣziye-lfâsikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٦

Vemâ efâaAllâhu ‘alâ rasûlihi minhum femâ evceftum ‘aleyhi min ḣaylin velâ rikâbin velâkinnaAllâhe yusellitu rusulehu ‘alâ men yeşâuc vaAllâhu ‘alâ kulli şey-in kadîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ ٧

Mâ efâaAllâhu ‘alâ rasûlihi min ehli-lkurâ feliAllâhi ve lirrasûli ve liżî-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîli key lâ yekûne dûleten beyne-l-aġniyâ-i minkumc vemâ âtâkumu-rrasûlu feḣużûhu vemâ nehâkum ‘anhu fentehûc vettekûAllâhes innaAllâhe şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir.

Muhtasar Tefsir

لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ ٨

Lilfukarâ-i-lmuhâcirîne-lleżîne uḣricû min diyârihim ve emvâlihim yebteġûne fadlen minaAllâhi ve ridvânen ve yensurûnaAllâhe ve rasûlehuc ulâ-ike humu-ssâdikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ ٩

Velleżîne tebevveû-ddâra vel-îmâne min kablihim yuhibbûne men hâcera ileyhim velâ yecidûne fî sudûrihim hâceten mimmâ ûtû veyu/śirûne ‘alâ enfusihim velev kâne bihim ḣasâsatunc vemen yûka şuhha nefsihi feulâ-ike humu-lmuflihûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ١٠

Velleżîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâ-ġfir lenâ veli-iḣvâninâ-lleżîne sebekûnâ bil-îmâni velâ tec’al fî kulûbinâ ġillen lilleżîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَدًا اَبَدًاۙ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ١١

Elem tera ilâ-lleżîne nâfekû yekûlûne li-iḣvânihimu-lleżîne keferû min ehli-lkitâbi le-in uḣrictum lenaḣrucenne me’akum velâ nutî’u fîkum ehaden ebeden ve-in kûtiltum lenensurannekum vaAllâhu yeşhedu innehum lekâżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.

Muhtasar Tefsir

لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ ١٢

Le-in uḣricû lâ yaḣrucûne me’ahum vele-in kûtilû lâ yensurûnehum vele-in nasarûhum leyuvellunne-l-edbâra śümme lâ yunsarûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar, sonra yardım da görmezler.

Muhtasar Tefsir

لَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ١٣

Le-entum eşeddu rahbeten fî sudûrihim minaAllâhic żâlike bi-ennehum kavmun lâ yefkahûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Onların yüreklerine korku salan, Allah'tan çok sizlersiniz; çünkü onlar, anlamayan kimselerdir.

Muhtasar Tefsir

لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعًا اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍۜ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌۜ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَۚ ١٤

Lâ yukâtilûnekum cemî’an illâ fî kuran muhassanetin ev min verâ-i cudurinc be/suhum beynehum şedîdunc tahsebuhum cemî’an ve kulûbuhum şettâc żâlike bi-ennehum kavmun lâ ya’kilûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.

Muhtasar Tefsir

كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ ١٥

Kemeśeli-lleżîne min kablihim karîbâens żâkû ve bâle emrihim velehum ‘ażâbun elîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.

Muhtasar Tefsir

كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ١٦

Kemeśeli-şşeytâni iż kâle lil-insâni-kfur felemmâ kefera kâle innî berî-un minke innî eḣâfuAllâhe rabbe-l’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İkiyüzlülerin durumu insana: "İnkar et!" deyip, insan da inkar edince: "Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir.

Muhtasar Tefsir

فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَٓا اَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَ۟ ١٧

Fekâne ‘âkibetehumâ ennehumâ fî-nnâri ḣâlideyni fîhâc ve żâlike cezâu-zzâlimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İkisinin sonucu da, içinde temelli kalacakları ateş olacaktır. Zalimlerin cezası budur.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ١٨

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-ttekûAllâhe veltenzur nefsun mâ kaddemet liġadins vettekûAllâhec innaAllâhe ḣabîrun bimâ ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.

Muhtasar Tefsir

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ١٩

Velâ tekûnû kelleżîne nesûAllâhe fe-ensâhum enfusehumc ulâ-ike humu-lfâsikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.

Muhtasar Tefsir

لَا يَسْتَو۪ٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ٢٠

Lâ yestevî ashâbu-nnâri ve ashâbu-lcennetic ashâbu-lcenneti humu-lfâ-izûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Kurtuluşa ermiş kimseler cennetliklerdir.

Muhtasar Tefsir

لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ٢١

Lev enzelnâ hâżâ-lkur-âne ‘alâ cebelin leraeytehu ḣâşi’an mutesaddi’an min ḣaşyetiAllâhic ve tilke-l-emśâlu nadribuhâ linnâsi le’allehum yetefekkerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.

Muhtasar Tefsir

هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ ٢٢

HuvaAllâhu-lleżî lâ ilâhe illâ huves ‘âlimu-lġaybi ve-şşehâdetis huve-rrahmânu-rrahîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.

Muhtasar Tefsir

هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ٢٣

HuvaAllâhu-lleżî lâ ilâhe illâ huve-lmeliku-lkuddûsu-sselâmu-lmu/minu-lmuheyminu-l’azîzu-lcebbâru-lmutekebbiruc subhânaAllâhi ‘ammâ yuşrikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.

Muhtasar Tefsir

هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٢٤

HuvaAllâhu-lḣâliku-lbâri-u-lmusavvirus lehu-l-esmâu-lhusnâc yusebbihu lehu mâ fî-ssemâvâti vel-ardis vehuve-l’azîzu-lhakîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

Haşr Sûresi hakkında

Âyet
24
İniş yeri
Medine
İniş sırası
101.
Kelime
445
Harf
1.931
Cüz
28.
Sayfa
544
Haşr suresi kaç ayettir?

Haşr Sûresi 24 âyettir.

Haşr suresi Mekki mi Medeni mi?

Haşr Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Haşr suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Haşr Sûresi, mushaf sıralamasında 59. sûredir; iniş sırasına göre 101. sûredir.

Haşr suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Haşr Sûresi 28. cüzde, mushafın 544. sayfasında başlar.

Surah Al-Hashr in English · Həşr surəsi · Hashr surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma