Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ المجادلة

Mücâdele Sûresi

58. sûreMedenî22 âyetSayfa 541
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّت۪ي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَك۪ٓي اِلَى اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ١

Kad semi’aAllâhu kavle-lletî tucâdiluke fî zevcihâ ve teştekî ilaAllâhi vaAllâhu yesme’u tehâvurakumâc innaAllâhe semî’un basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَٓائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْۜ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓـ۪ٔي وَلَدْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَرًا مِنَ الْقَوْلِ وَزُورًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ٢

Elleżîne yuzâhirûne minkum min nisâ-ihim mâ hunne ummehâtihims in ummehâtuhum illâ-llâ-î velednehumc ve-innehum leyekûlûne munkeran mine-lkavli ve zûrâanc ve-innaAllâhe le’afuvvun ġafûrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۜ ذٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِه۪ۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ٣

Velleżîne yuzâhirûne min nisâ-ihim śümme ya’ûdûne limâ kâlû fetahrîru rakabetin min kabli en yetemâssâc żâlikum tû’ażûne bihic vaAllâhu bimâ ta’melûne ḣabîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Muhtasar Tefsir

فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۚ فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتّ۪ينَ مِسْك۪ينًاۜ ذٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٤

Femen lem yecid fesiyâmu şehrayni mutetâbi’ayni min kabli en yetemâssâs femen lem yestati’ fe-it’âmu sittîne miskînâenc żâlike litu/minû biAllâhi ve rasûlihic ve tilke hudûduAllâhik ve lilkâfirîne ‘ażâbun elîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Azad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌۚ ٥

İnne-lleżîne yuhâddûnaAllâhe ve rasûlehu kubitû kemâ kubite-lleżîne min kablihimc ve kad enzelnâ âyâtin beyyinâtinc ve lilkâfirîne ‘ażâbun muhînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ اَحْصٰيهُ اللّٰهُ وَنَسُوهُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ۟ ٦

Yevme yeb’aśuhumuAllâhu cemî’an feyunebbi-uhum bimâ ‘amilûc ahsâhuAllâhu ve nesûhuc vaAllâhu ‘alâ kulli şey-in şehîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوٰى ثَلٰثَةٍ اِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ اِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَٓا اَدْنٰى مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْثَرَ اِلَّا هُوَ مَعَهُمْ اَيْنَ مَا كَانُواۚ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٧

Elem tera ennaAllâhe ya’lemu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardis mâ yekûnu min necvâ śelâśetin illâ huve râbi’uhum velâ ḣamsetin illâ huve sâdisuhum velâ ednâ min żâlike velâ ekśera illâ huve me’ahum eyne mâ kânûs śümme yunebbi-uhum bimâ ‘amilû yevme-lkiyâmetic innaAllâhe bikulli şey-in ‘alîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوٰى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِۘ وَاِذَا جَٓاؤُ۫كَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللّٰهُۙ وَيَقُولُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللّٰهُ بِمَا نَقُولُۜ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٨

Elem tera ilâ-lleżîne nuhû ‘ani-nnecvâ śümme ye’ûdûne limâ nuhû ‘anhu ve yetenâcevne bil-iśmi vel’udvâni ve ma’siyeti-rrasûli ve-iżâ câûke hayyevke bimâ lem yuhayyike bihiAllâhu ve yekûlûne fî enfusihim levlâ yu’ażżibunaAllâhu bimâ nekûluc hasbuhum cehennemu yaslevnehâs febi/se-lmasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٩

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ tenâceytum felâ tetenâcev bil-iśmi vel’udvâni ve ma’siyeti-rrasûli ve tenâcev bilbirri ve-ttakvâs vettekûAllâhe-lleżî ileyhi tuhşerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karşı gelmekten sakınmayı konuşun; kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَا النَّجْوٰى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيْسَ بِضَٓارِّهِمْ شَيْـًٔا اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ١٠

İnnemâ-nnecvâ mine-şşeytâni liyahzune-lleżîne âmenû ve leyse bidârrihim şey-en illâ bi-iżniAllâhic ve ’alaAllâhi felyetevekkeli-lmu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gizli toplantılar inananları üzmek için şeytanın istediği şeydir; Allah'ın izni olmadıkça şeytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a güvensinler.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْۚ وَاِذَا ق۪يلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۙ وَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ١١

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ kîle lekum tefessehû fî-lmecâlisi fefsehû yefsehiAllâhu lekums ve-iżâ kîle-nşuzû fenşuzû yerfa’iAllâhu-lleżîne âmenû minkum velleżîne ûtû-l’ilme deracâtinc vaAllâhu bimâ ta’melûne ḣabîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَةًۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١٢

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ nâceytumu-rrasûle fekaddimû beyne yedey necvâkum sadakatenc żâlike ḣayrun lekum ve atheruc fe-in lem tecidû fe-innaAllâhe ġafûrun rahîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.

Muhtasar Tefsir

ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَاتٍۜ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟ ١٣

E-eşfektum en tukaddimû beyne yedey necvâkum sadakâtinc fe-iż lem tef’alû ve tâbaAllâhu ‘aleykum fe-akîmû-ssalâte ve âtû-zzekâte ve-etî’ûAllâhe ve rasûlehuc vaAllâhu ḣabîrun bimâ ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ مَا هُمْ مِنْكُمْ وَلَا مِنْهُمْۙ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ١٤

Elem tera ilâ-lleżîne tevellev kavmen ġadibaAllâhu ‘aleyhim mâ hum minkum velâ minhum ve yahlifûne ‘alâ-lkeżibi vehum ya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.

Muhtasar Tefsir

اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًاۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٥

E’addaAllâhu lehum ‘ażâben şedîdâens innehum sâ-e mâ kânû ya’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. İşledikleri şey ne kötüdür!

Muhtasar Tefsir

اِتَّخَذُٓوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ١٦

İtteḣażû eymânehum cunneten fesaddû ‘an sebîliAllâhi felehum ‘ażâbun muhînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Muhtasar Tefsir

لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ١٧

Len tuġniye ‘anhum emvâluhum velâ evlâduhum minaAllâhi şey-âenc ulâ-ike ashâbu-nnâris hum fîhâ ḣâlidûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Malları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ ١٨

Yevme yeb’aśuhumuAllâhu cemî’an feyahlifûne lehu kemâ yahlifûne lekums veyahsebûne ennehum ‘alâ şey-/inc elâ innehum humu-lkâżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.

Muhtasar Tefsir

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ ١٩

İstahveże ‘aleyhimu-şşeytânu fe-ensâhum żikraAllâhic ulâ-ike hizbu-şşeytânic elâ inne hizbe-şşeytâni humu-lḣâsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اُو۬لٰٓئِكَ فِي الْاَذَلّ۪ينَ ٢٠

İnne-lleżîne yuhâddûnaAllâhe ve rasûlehu ulâ-ike fî-l-eżellîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler.

Muhtasar Tefsir

كَتَبَ اللّٰهُ لَاَغْلِبَنَّ اَنَا۬ وَرُسُل۪يۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ ٢١

KetebaAllâhu leaġlibenne enâ ve rusulîc innaAllâhe kaviyyun ‘azîzun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

Muhtasar Tefsir

لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ٢٢

Lâ tecidu kavmen yu/minûne biAllâhi velyevmi-l-âḣiri yuvâddûne men hâddaAllâhe ve rasûlehu velev kânû âbâehum ev ebnâehum ev iḣvânehum ev ‘aşîratehumc ulâ-ike ketebe fî kulûbihimu-l-îmâne ve eyyedehum birûhin minhus ve yudḣiluhum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâc radiyaAllâhu ‘anhum ve radû ‘anhuc ulâ-ike hizbuAllâhic elâ inne hizbaAllâhi humu-lmuflihûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.

Muhtasar Tefsir

Mücâdele Sûresi hakkında

Âyet
22
İniş yeri
Medine
İniş sırası
105.
Kelime
472
Harf
2.011
Cüz
28.
Sayfa
541
Mücadele suresi kaç ayettir?

Mücâdele Sûresi 22 âyettir.

Mücadele suresi Mekki mi Medeni mi?

Mücâdele Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Mücadele suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Mücâdele Sûresi, mushaf sıralamasında 58. sûredir; iniş sırasına göre 105. sûredir.

Mücadele suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Mücâdele Sûresi 28. cüzde, mushafın 541. sayfasında başlar.

Surah Al-Mujadilah in English · Mücadilə surəsi · Mujodala surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma