Le-entum eşeddu rahbeten fî sudûrihim minaAllâhic żâlike bi-ennehum kavmun lâ yefkahûne
Meal
Ey mü’minler! Onların yüreklerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha şiddetlidir. Çünkü onlar, gerçeği anlamayan bir topluluktur.
Kur'an Tefsiri
Münafıklar veya yahudiler, yahut her iki grup da Allah’tan daha çok müslümanlardan korkuyorlardı. Fakat bu kısımdaki tasvirler yahudilerin durumuna daha uygun düşmektedir. Onlar kendilerine cesur görüntüsü veriyorlar ve müslümanlardan duydukları korkuyu gizlemeye çalışıyorlardı. Fakat yüreklerinde onlara karşı büyük bir korku bulunuyordu. Bu ise anlayışı kıt bir toplumun özelliğidir. Çünkü onlar bu durumlarıyla müminlerden kısa vadede gelebilecek zararı hesap ettikleri halde, ileride Allah’ın kendilerine vereceği cezayı gözardı etmektedirler.
Cenâb-ı Hak, kâfirlere karşı mü’minleri cesaretlendirmek ve onlarla savaşmaktan korkmamaya teşvik için o münafık ve yahudilerin iç dünyalarını ortaya çıkarmaktadır. Onlar hepsi birlikte toplanarak müslümanlarla savaşamazlar. Ancak sağlam kaleler, sığınmak için sağlam yapılmış köyler ve kentler içinde durarak yahut surlar, hisarlar ve siperler arkasına saklanarak savaşabilirler. O halde onlardan korkmamak, onları oralardan çıkarmak veya içlerinde yakalamak için kuvvet, alet, silah ve gerekli vasıtaları hazırlamak lazımdır.
Âyetin “Kendi aralarındaki çatışmaları ise çok şiddetlidir” (Haşr 59/14) ifadesi şu mânalara gelebilir:
› Aralarında gönül bağı yoktur, birlik beraberlik ruhundan mahrumdurlar, gerçekte birbirlerine düşmandırlar.
› Onların güç ve cesaretleri birbirlerine karşıdır; müminlere karşı savaşacak olsalar aynı kuvvet ve cesareti gösteremezler.
› Onlar kendi aralarında savaş konusunu hararetli biçimde tartışırlar, güçlü olduklarından söz ederler, “şöyle asarız, böyle keseriz, şöyle biçeriz” derler, fakat bu sözden öteye geçemez; iş ciddiye binince siperlerin arkasına siner kalırlar. Şiddetleri kendi aralarındadır; hakiki mü’minlere karşı değildir.
Zahiren birlik gibi gözükürlerse de kalpleri parça parçadır, darmadağınıktır. Birlikte hareket edemezler. Fırsat buldukça birbirlerine karşı hıyanet ederler. Böyle bir ordu ise dışardan ne kadar toplu ve kuvvetli görünürse görünsün, hakikatte o bir ordu ve topluluk değil, ince parçaları arasında birleşme ve irtibat bulunmayan bir kül yığını gibi hafif rüzgârla savrulacak kuru bir kalabalıktan ibaret demektir. Bu dağınıklık onların akıllarını kullanamaz bir topluluk olmaları sebebiyledir. Sırf dünya muhabbetiyle nefislerinin şehvet, arzu ve duyguları arkasından gittiklerinden akılları kalmaz, makul hareket etmezler ve hakkı tanımazlar. Böyle dağınık bir iç yapıya ve gönül dünyasına sahip olan düşmanlardan, zahiren ne kadar güçlü görünseler de, korkmaya gerek yoktur.
Yahudi ve münafıkların gerçek hallerini ve başlarına gelecekleri daha iyi anlayabilmek için şu benzetmelere dikkat edin:Muhtasar Tefsir
-Ey Müminler!- Yahudi ve münafıkların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah Teâlâ`ya karşı duydukları korkudan daha şiddetlidir. Bu, onların idrak edemeyen ve anlamayan bir topluluk olmaları sebebi ile size karşı duydukları korkunun çok şiddetli olmasından ve Allah`a karşı olan korkularının zayıf olmasındandır. Eğer onlar, anlıyor olsalardı kendisinden korkulmayı ve dehşete düşülmeyi en çok hak edenin Allah Teâlâ olduğunu bilirlerdi. Sizi onların üzerine güçlü/hakim kılan da O`dur.