Fekâne ‘âkibetehumâ ennehumâ fî-nnâri ḣâlideyni fîhâc ve żâlike cezâu-zzâlimîne
Meal
Ama ikisinin de sonu, içinde ebedî kalmak üzere cehenneme girmektir. Zâlimlerin cezası işte budur!
Kur'an Tefsiri
Burada iki benzetme yapılır. Birincisinde yahudi kabilesi Nadîr oğullarının durumu anlatılır. Onların başına, Peygamberimiz (s.a.s.) ile olan anlaşmalarını bozmaları sebebiyle kendilerinden kısa zaman önce sürgün edilen Kaynuka oğullarının başına gelen belâ gelmiştir. Yahut Bedir savaşında müşriklerin başına gelen musibetin bir benzeri gelmiştir. Şurası kesin ki, bu cezalar dünyadaki ile sınırlı kalmayacak, onların hepsi âhirette de can yakıcı cehennem azabına uğrayacaklardır.
İkincisinde ise münafıklarla yahudilerin durumu, şeytanla insanın durumuna benzetilerek izah edilir: Şeytan önce insanı küfre sevk eder. Ona Allah’a karşı inkârı ve nankörlüğü emreder. Neticede bunu başarır ve onun doğru yoldan çıkmasını sağlar. Fakat sonunda iş ciddiye binip ilâhî azap kesinleşince, zeytin yağının su üzerine çıkması gibi şeytan suçun altından sıyrılmaya çalışır. Küfrüne sebep olduğu o insana yardımda bulunmadığı gibi, hatta onunla hiçbir ilgisinin olmadığını söyler. Fakat neticede şeytan da, saptırdığı insan da cehennemi boylar. Aynı şekilde münafıklar da yahudileri kandırdılar, Resûlullah (s.a.s.)’e karşı savaşa teşvik ettiler, böyle yaparlarsa her türlü desteği vereceklerini söylediler. Ama iş ciddiye binince hiçbir sözlerini yerine getirmediler. Neticede Allah Resûlü (s.a.s.)’e düşmanlıkta birleşen münafıklar da yahudiler de perişan oldular. Hem dünyalarını hem de âhiretlerini berbat ettiler. Zulüm ve haksızlıkların cezası bundan başka ne olabilir ki?
Öyleyse:Muhtasar Tefsir
Kıyamet günü şeytanın ve ona itaat edenin sonu (kendisine itaat edilen şeytan ile ona tabi olan insanın) içinde ebedî kalacakları ateştir. Onları bekleyen o ceza, Allah Teâlâ`nın sınırlarını çiğneyerek kendi nefislerine zulmeden zalimlerin cezasıdır.