Ve-iżâ câeke-lleżîne yu/minûne bi-âyâtinâ fekul selâmun ‘aleykums ketebe rabbukum ‘alâ nefsihi-rrahmetes ennehu men ‘amile minkum sû-en bicehâletin śümme tâbe min ba’dihi ve asleha fe-ennehu ġafûrun rahîmun
Meal
Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle de: “Size selâm olsun! Rabbiniz kullarına rahmetiyle muâmele etmeyi kendine düstûr edinmiştir. Buna göre artık içinizden kim câhillikle bir kötülük işler, sonra da tevbe eder ve hâlini düzeltirse, şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”
Kur'an Tefsiri
Allah’ın kullara olan merhameti gazabından fazladır, affı cezasından çoktur. O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. Bu sebeple âyet-i kerîme iman edenlere, daha önce bilmeden günah işlemiş de olsalar, tevbe edip hallerini düzelttikleri takdirde affa nâil olacakları müjdesini vermektedir. Peygamberimize ve onun şahsında diğer mü’minlere, bu gibi kimselerle karşılaştıklarında kendilerine selam vermelerini, sağlık ve esenlik dilemelerini, onlarla kardeşlik münâsebetlerini sürdürmelerini emretmektedir. Bu, Allah’ın açıkladığı dosdoğru yoldur. Bunun dışında kalan yollar ise günahkârların, fâsıkların ve kâfirlerin yoludur. Zira hakkın dışında sapıklıktan başka bir şey yoktur.
Peygamberin üzerinde yürüdüğü ve insanları da kendisine davet ettiği doğru yolun ana esasları şöyledir:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Senin getirdiklerinin sadık olduğuna şahitlik eden, ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman onlara ikram olarak onların selamını al. Onları Allah`ın rahmetinin genişliği ile müjdele. Kesinlikle Allah kendi üzerine rahmeti lütuf olarak vacip kıldı. Bu itibarla, içinizden her kim bilmeyerek ve cehalet ile bir kötülük işler, bundan sonra da tövbe eder ve amelini ıslah ederse, şüphesiz Allah işlemiş olduğu günahı bağışlar. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar, onlara merhamet eder.