Kul huve-lkâdiru ‘alâ en yeb’aśe ‘aleykum ‘ażâben min fevkikum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiye’an ve yużîka ba’dakum be/se ba’dink unzur keyfe nusarrifu-l-âyâti le’allehum yefkahûne
Meal
Şöyle de: “O, üstünüzden veya ayaklarınızın altından size azap göndermeye, yahut sizi fırkalar hâlinde birbirinize düşürüp kiminize kiminin hıncını tattırmaya elbette kadirdir.” Bak, onlar iyice anlasınlar diye âyetleri nasıl inceden inceye, döndüre döndüre açıklıyoruz?
Kur'an Tefsiri
“Üstten gelen azap”, yıldırım düşmesi, taş yağması, kasırga esmesi, tufan olması gibi gök âfetleridir. Zâlim idarecilerin zulmü de buna dâhildir. “Ayakların altından gelen azap” deprem olması, yerin göçmesi, sel gelmesi ve yangın çıkması gibi yer âfetleridir. Önceki kavimlerin başına geldiği gibi Cenâb-ı Hakk’ın bu musibetlerden birini, birkaçını veya hepsini şimdi de insanların başına geçirmesi ve böylece onları cezalandırması mümkündür. Şüphesiz Allah buna hakkiyle kadirdir. Bundan daha beteri, Allah sizi zıt düşüncelere sahip farklı fırka ve partilere ayırarak birbirinize düşman edebilir. Böylece birbirinize saldırır, karşılıklı intikam alma hesaplarına girişir ve çok büyük acılar çekebilirsiniz. Bu âyet düşünce ayrılıklarının, düşmanlık, kavga ve savaşların mühim bir sebebi olduğuna dikkat çekmektedir.
Cabir b. Abdullah (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre “Allah, üstünüzden ve ayaklarınızın altından size azap göndermeye… kadirdir” (En‘âm 6/65) buyruğu nâzil olunca, Resûlullah (s.a.s.): “Yüce Allah’ın himayesine sığınırım” buyurdu. “Yahut sizi fırkalar halinde birbirinize düşürüp kiminize kiminin hıncını tattırmaya kadirdir” (En‘âm 6/65) buyruğu nâzil olunca, bu sefer: “Önceki ikisi daha ehvendir” buyurdu. (Buhârî, Tefsir 6/2)
Ümmetin fırkalara bölünmesi ve birbirleriyle savaşması konusunda Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: “Aziz ve celil olan Allah’tan üç husus istedim. Bana ikisini verdi, birisini vermedi. Rabbimden, geçmiş ümmetleri helak ettiği şeylerle bizi helak etmemesini diledim bunu bana verdi. Yine Rabbimden bizden olmayan bir düşmanı bize üstün getirmemesini diledim, onu da bana verdi. Yine Rabbimden bizi gruplar halinde birbirimize düşürmemesini diledim, bunu bana vermedi.” (Nesâî, Kıyâmu’l-leyl 16; Müslim, Fiten 19-20)
Ayrılığa düşmemenin, mevcut bir ayrılık varsa bu tehlikeden de kurtulmanın yolu olarak, Allah’ın birleştirici ve bütünleştirici ipi olan Kur’an’a sarılmak gerekmektedir. Bu sebeple Kur’an’ın gerçekliğine dikkat çekilerek buyruluyor ki:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Onlara de ki: Allah, üstünüzden (gökten) taş, yıldırım, tufan gibi veya altınızdan deprem, yere geçirme ve kalplerinizin arasında ihtilaf sokarak herkesin kendi hevâsına uyup birbirinizle savaşması gibi azap göndermeye kadirdir. -Ey Resul! Dikkatli bir şekilde düşün: Onlar senin getirdiğinin hak olduğunu anlasınlar diye delilleri ve burhanları nasıl da çeşitli kılıp açıklıyoruz. Şüphesiz onların yanında bulunanlar batılın ta kendisidir.