Yâ eyyuhâ-nnebiyyu iżâ câeke-lmu/minâtu yubâyi’neke ‘alâ en lâ yuşrikne biAllâhi şey-en velâ yesrikne velâ yeznîne velâ yaktulne evlâdehunne velâ ye/tîne bibuhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne velâ ya’sîneke fî ma’rûfinﻻ febâyi’hunne vestaġfir lehunnaAllâhes innaAllâhe ġafûrun rahîmun
Meal
Ey Peygamber! Mü’min kadınlar sana gelip de Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftirâ uydurup getirmemek, dine ve akla uygun hiçbir konuda sana karşı gelmemek hususlarında sana bey‘at etmek istediklerinde, sen de onların bey‘atını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, sonsuz merhamet sahibidir.
Kur'an Tefsiri
Bey‘at, bağlılık sözü vermek demektir. Resûlullah (s.a.s.), peygamberlik vazifesnin mühim dönüm noktalarında gerek kadın gerek erkek olsun müslümanlardan bey‘at almıştır. Mekke döneminde gerçekleşen Akabe biatları, Medine’ye geldiğinde aldığı bey‘at ve Hudeybiye’de ağaç atında alınan Bey‘at-ı Ridvân buna misaldir. Bu âyet-i kerîmede ise, Mekke’nin fethinden sonra, Mekke’deki müslüman kadınların gelip Efendimiz’e bey‘at etmelerinden bahseder. Resûlullah (s.a.s.)’e onlarla şu esaslar üzerine biatleşmesini emir buyurur:
› Allah’a hiçbir şeyi ve hiçbir şekilde ortak koşmamak,
› Hırsızlık yapmamak,
› Zina etmemek,
› Çocuklarını öldürmemek,
› Elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek: Bu maddenin üç şekilde anlaşılması mümkündür:
Zinâ yoluyla çocuk edinip bunu kocasına nispet etmek.
Çocuğu olmayan bir kadının, kocasının gönlünü almak için, başkasının terk ettiği bir çocuğu kendine mal etmek.
Başkasını çekiştirme, kovuculuk yapma, iffete dokunacak sözler söyleme, yalancılık ve sahtekârlık yapma gibi iftrâ sayılacak her türlü davranış.
› Resûlullah (s.a.s.)’in emrettiği ve yasakladığı bütün hususlarda ona isyan etmemek, itaat etmek. Şüphesiz bu genel ifadenin içine ağıt yakmak, elbiseleri yırtmak, saçı başı yolmak, mahrem olmayanlarla tenhada baş başa kalmak… gibi dinin yasakladığı hususlar da elbette girer. Efendimiz (s.a.s.) bunu: “Câhiliye devrinde yapıldığı gibi ölüye bağıra çağıra ağlamamak” diye açıklamıştır. (bk. İbn Mâce, Cenâiz 51; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 320)
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Ölenin ardından yüzünü gözünü tırmalayan, yakasını paçasını yırtan, câhiliye insanı gibi bağıra çağıra ağıt yakıp kendisine beddua eden, bizden, bizim yolumuzu izleyenlerden değildir.” (Buhârî, Cenâiz 36; Müslim, İman 165)
Resûlullah (s.a.s.), kadınlarla böylece bey‘atleşip iş tamamlanınca, “elinizden geldiğince ve güç yetirebileceğiniz ölçüde” kaydını koydu. Bunun üzerine kadınlar:
“- Allah ve Rasûlü bize kendimizden daha merhametli” diyerek onun ne büyük bir rahmet peygamberi olduğunu şükrânla yâd etmişlerdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XXVIII, 79)
Sonuç olarak:Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Mümin kadınlar, -Mekke’nin fethinde olduğu gibi- Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, bilakis sadece O’na kulluk etmek, hırsızlık etmemek, zina etmemek, cahiliye adeti olarak çocuklarını öldürmemek, yalan uydurarak eşlerine zinadan çocuklar isnat etmemek ve ağıt yakıp saç baş yolarak ağlamaktan yasaklaman gibi iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını kabul et. Sana beyat etmelerinden sonra onların günahlarının bağışlanması için Allah’tan af dile. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.