Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tetevellev kavmen ġadibaAllâhu ‘aleyhim kad ye-isû mine-l-âḣirati kemâ ye-ise-lkuffâru min ashâbi-lkubûri
Meal
Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap edip cezasına müstahak kıldığı bir topluluğu dost, sırdaş ve işlerinize vekil edinmeyin. Çünkü kabirdekilerin tekrar diriltilmesinden kâfirler nasıl ümit kesmişlerse, onlar da âhiretten öylece ümitlerini kesmişlerdir.
Kur'an Tefsiri
Ağırlıklı olarak müşrikleri dost ve sırdaş edinmemek üzerinde duran sûre, son olarak tekrar aynı konuya döner. Bu kez de, ölüp de kabre giren kişilerin bir daha dirilmesinden ebediyen ümit kesmiş kâfirler gibi, âhirete imanı olmayan ve onunla ilgili hiçbir korku ve beklentileri olmayan yahudi ve Hristiyanların dost ve sırdaş edinilmesini yasaklar. Ancak âyetin hükmüne, Allah’ın gazap ettiği ve âhirete imanı olmayan herkesin dâhil olduğunda şüphe yoktur.
Ümitsizlikten sakındırıp mü’min gönüllere âhiret ümidi aşılamayla sona eren Mümtehene sûresinin peşinden, İslâm dininin bütün dünyaya yayılması ve yüceliğini herkese isbat etmesi için daha büyük imtihan devreleri geçirmek üzere İslâm ümmetini cihad ve savaş meydanlarında “bütün yapı taşları birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam binalar” gibi düzenli, uyumlu ve kuvvetli olmaya çağıran Saff sûresi geliyor:Muhtasar Tefsir
Ey Allah`a iman edip, Allah`ın kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Ahirete iman etmeyen ve Allah`ın kendilerine gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, ahireti inkâr etmeleri sebebi ile kabirlerdekilerin yeniden dirilmesinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.