Feerselnâ ‘aleyhimu-ttûfâne velcerâde velkummele ve-ddafâdi’a ve-ddeme âyâtin mufassalâtin festekberû vekânû kavmen mucrimîne
Meal
Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mûcizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşerât, kurbağa ve kan felâketlerini gönderdik. Yine de iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve dâimâ günah işlemekle meşgul inkârcı bir toplum olarak kaldılar.
Kur'an Tefsiri
Kıtlık ve açlık Firavun hânedânının başına gelen ilk musibetti. Fakat bundan lazım gelen ibreti alamadılar. İsyan ve taşkınlıklarına devam ettiler. Allah’a ve peygamberine meydan okuyacak kadar ileri gittiler. Hz. Mûsâ’yı sihirbazlıkla itham edip, gözlerini boyamak için ne tür bir mûcize, bir işaret getirirse getirsin, ona asla inanmayacaklarını söylediler. Bu sebeple 133. âyette beyân edilen musibetler, Allah’ın birer kudret nişânesi, varlığının apaçık delilleri olarak onların üzerine peş peşe gelmeye başladı:
اَلطُّوفَانُ (tufan): Bir hafta aralıksız devam eden şiddetli bir yağmur yağdı, Nil nehri taştı ve büyük bir sel tufanı meydana geldi. Bu tufan Mısır halkının evlerini basıp hepsini tahrip etti. Fakat İsrâiloğullarına bir zararı olmadı.
اَلْجَرَادُ (cerâd): Çekirgeler demektir. Bunlar, bütün yeşil ürünleri yiyip bitirir, araziyi kısa sürede çırılçıplak hale getirirler. Anlaşılan o ki, bu çekirgeler, tufandan sonra biten kuvvetli ve gür ekinleri yiyip bitirmişlerdir.
اَلْقُمَّلُ (kummel): Bit, pire ve güve gibi çeşitli cinsteki küçük böceklerdir. Bunlar Firavun kavminin hem bedenlerine hem ürünlerine Musallat olmuşlar, onları son derece sıkıntıya sokmuşlardır.
اَلضَّفَادِعُ (dafâdi‘): Kurbağalar demektir. Her tarafı kurbağalar doldurmuş, âdetâ başlarına kurbağa yağmıştır.
اَلدَّمُ (dem): Kan demektir. İçecekleri bütün sular ve Nil nehri kan olarak akmaya başlamıştır.
Onlar, çeşitli isyan ve günaha teşebbüs ettikçe, Allah da onlara çeşitli cezalar vermiştir. Bir türlü günahlardan kurtulup temizlenmeye yönelememişlerdir. Esasında onlar, kalp cihetiyle, hakikatin delillerini görmekten uzaklaştırılmak suretiyle cezalandırılmışlardır. Bu ise, zahirlerine dokunan pek çok felâketten daha büyük bir belâdır.
Gelen bu musibetler karşısında inkarcı halkın sergilediği tavır pek gülünçtür:
Muhtasar Tefsir
Biz de onların yalanlamaları ve inatları üzerine ceza olarak bir tufan gönderdik. Bu tufan ekinlerini ve meyvelerini basıp, sular altında bıraktı. Mahsullerini yiyen çekirgeler, ekinlere zarar veren veya insanların saçlarında bulunup onlara zarar veren bitler/haşereler gönderdik. Bir de onların üzerlerine kurbağalar gönderdik. Bu kurbağalar bütün kaplara girip, doluştu, yemeklerini bozdu ve onların uykularını kaçırdı. Ayrıca üzerlerine kan gönderdik ve birden kuyu ve nehirlerdeki bütün sular kana dönüştü. Biz bütün bu mucizeleri ayrı ayrı açıklayıcı olarak, peşpeşe gönderdik. Başlarına gelen bütün bu cezalara rağmen yine Allah`a iman etmeye ve Musa -aleyhisselam-`ın getirdiklerini tasdik etmeye karşı büyüklük tasladılar. Onlar günahkâr ve isyankâr bir kavimdiler. Hiçbir batıldan vazgeçmiyorlardı ve hidayet bulmak için hiçbir hakka da yönelmiyorlardı.