Velemmâ veka’a ‘aleyhimu-rriczu kâlû yâ mûsâ-d’u lenâ rabbeke bimâ ‘ahide ‘indekes le-in keşefte ‘annâ-rricze lenu/minenne leke velenursilenne me’ake benî isrâ-île
Meal
Başlarına o felâketlerden her biri çöktükçe: “Ey Mûsâ! Sana verdiği söz hürmetine bizim için Rabbine dua et! Andolsun ki, eğer bizden bu azabı kaldırırsan sana kesinlikle iman edeceğiz ve hiç şüphesiz İsrâiloğulları’nı serbest bırakıp seninle göndereceğiz” diyorlardı.
Kur'an Tefsiri
Belâyı başlarından savuşturduğu takdirde kendisine iman edeceklerine ve İsrâiloğullarını serbest bırakacaklarına yeminler ederek söz veren Firavun kavmi, her seferinde yeminlerini bozuyor ve sözlerinden vazgeçiyorlardı. Azabın biri gidince diğerinin gelmeyeceğini zannediyorlardı. Nihayet Hz. Mûsâ’nın duasıyla son musibet de kaldırılıp yine sözlerinden cayınca, kalplerinin hidâyeti kabul etme özelliği tamamen köreldiği ve uyanma kabiliyetleri bütünüyle tükendiğinden Cenâb-ı Hak onları Kızıldeniz’de boğdu, içlerinden bir fert bile kurtulamadı.
İsrâioğulları’nı bekleyen güzel neticeye gelince:
Muhtasar Tefsir
Başlarına adı geçen o azap gelince, Musa -aleyhisselam-`a yönelerek şöyle dediler: "Ey Musa! Seni peygamberlik vazifesi ile seçmesi, tövbe etmek kaydıyla bize isabet eden azabı kaldıracağına dair sana söz vermesi adına Rabbine bizim için dua et. Şayet bunu bizden giderirse sana iman edeceğiz ve muhakkak İsrailoğulları`nı seninle beraber göndereceğiz ve onları serbest bırakacağız." dediler.