Ve kâle nûhun rabbi lâ teżer ‘alâ-l-ardi mine-lkâfirîne deyyârân
Meal
Nûh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!”
Kur'an Tefsiri
Hz. Nûh’un, yeryüzünde hiçbir kâfirin bırakılmaması yönündeki duasının hikmeti, gelecek nesillere olan şefkat ve merhametidir. Çünkü kâfirler, çocuklarını kendi bâtıl inanç ve anlayışlarına göre yetiştirirler. Onların da kâfir ve günahkâr olmalarına sebep olurlar. Yeryüzünde tek kâfir kalmayacak şekilde bunlar temizlendikleri takdirde, böyle bir tehlike ortadan kalkmış olur.
Rivayete göre Hz. Nûh’un kâfirlere böyle beddua etmesinin sebebi şudur:
Kavminden bir adam, kucağında küçük bir çocuk olduğu halde Nûh (a.s.)’ın yanından geçerken:
“- Sen bu adamdan uzak dur, kendini bundan koru. Çünkü o seni saptıracak” dedi. Bu sefer oğlu:
“- Babacığım, beni yere indir” dedi. Onu indirdi. Çocuk Hz. Nûh’a bir taş attı ve başını yaraladı. İşte bu vakit sabrı taşıp onlara beddua etti. (bk. Zemahşerî, el-Keşşâf, VI, 163)
Hz. Nûh, kâfirlere bedduadan sonra, hem kendisi hem de mü’minler için dua etmiştir. Ana-babası müslüman olduğu için onlara bağışlanma dilemiş, kâfir olan oğlunu ve hanımını istisnâ etmek için “evime mü’min olarak giren” kaydını getirmiş ve kıyâmete kadar gelecek bütün mü’min erkek ve kadınlara Allah’tan bağışlanma dilemiştir. O merhamet deryası gönlüyle bütün mü’minleri duasına dâhil etmiştir. Fakat zâlimlerden, kâfirlerden ciğeri iyice yandığı için, son olarak yine onlara helak istemekten kendini almamıştır. Bu da, bütün kâfirler ve zâlimler hakkında umûmî bir bedduadır.
Görülen âlemde tecelli eden ilâhî kudret akışları ve azamet tecellilerinden bahseden Nûh sûresini, görülmeyen âlemin sırlarına kapı aralayan Cin sûresi takip edecektir:Muhtasar Tefsir
Allah ona, kavminden iman etmiş olanlar dışında başka hiç kimsenin iman etmeyeceğini haber verdiği zaman, Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Yeryüzünde dolaşan ve hareket eden hiç bir kâfir bırakma!``