Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ نوح

Nûh Sûresi

71. sûreMekkî28 âyetSayfa 569
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١

İnnâ erselnâ nûhan ilâ kavmihi en enżir kavmeke min kabli en ye/tiyehum ‘ażâbun elîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.

Muhtasar Tefsir

قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ ٢

Kâle yâ kavmi innî lekum neżîrun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

Muhtasar Tefsir

اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَط۪يعُونِۙ ٣

Eni-’budûAllâhe vettekûhu ve etî’ûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Muhtasar Tefsir

يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٤

Yaġfir lekum min żunûbikum veyu-aḣḣirkum ilâ ecelin musemmânc inne ecelaAllâhi iżâ câe lâ yu-aḣḣarus lev kuntum ta’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Muhtasar Tefsir

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي دَعَوْتُ قَوْم۪ي لَيْلًا وَنَهَارًاۙ ٥

Kâle rabbi innî de’avtu kavmî leylen ve nehârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."

Muhtasar Tefsir

فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَٓاء۪ٓي اِلَّا فِرَارًا ٦

Felem yezidhum du’â-î illâ firârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."

Muhtasar Tefsir

وَاِنّ۪ي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ ٧

Ve-innî kullemâ de’avtuhum litaġfira lehum ce’alû esâbi’ahum fî âżânihim vestaġşev śiyâbehum ve esarrû vestekberû-stikbârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِنّ۪ي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ ٨

Śumme innî de’avtuhum cihârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِنّ۪ٓي اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ ٩

Śumme innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."

Muhtasar Tefsir

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًاۙ ١٠

Fekultu-staġfirû rabbekum innehu kâne ġaffârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

Muhtasar Tefsir

يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًاۙ ١١

Yursili-ssemâe ‘aleykum midrârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

Muhtasar Tefsir

وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاۜ ١٢

Ve yumdidkum bi-emvâlin ve benîne ve yec’al lekum cennâtin ve yec’al lekum enhârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

Muhtasar Tefsir

مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَارًاۚ ١٣

Mâ lekum lâ tercûne liAllâhi vekârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."

Muhtasar Tefsir

وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا ١٤

Ve kad ḣalekakum etvârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۙ ١٥

Elem terav keyfe ḣalekaAllâhu seb’a semâvâtin tibâkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلَ الْقَمَرَ ف۪يهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا ١٦

Ve ce’ale-lkamera fîhinne nûran ve ce’ale-şşemse sirâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."

Muhtasar Tefsir

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًاۙ ١٧

VaAllâhu enbetekum mine-l-ardi nebâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ يُع۪يدُكُمْ ف۪يهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجًا ١٨

Śumme yu’îdukum fîhâ ve yuḣricukum iḣrâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."

Muhtasar Tefsir

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطًاۙ ١٩

VaAllâhu ce’ale lekumu-l-arda bisâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

Muhtasar Tefsir

لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا۟ ٢٠

Liteslukû minhâ subulen ficâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

Muhtasar Tefsir

قَالَ نُوحٌ رَبِّ اِنَّهُمْ عَصَوْن۪ي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُٓ اِلَّا خَسَارًاۚ ٢١

Kâle nûhun rabbi innehum ‘asavnî vettebe’û men lem yezidhu mâluhu ve veleduhu illâ ḣasârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

Muhtasar Tefsir

وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًاۚ ٢٢

Ve mekerû mekran kubbârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

Muhtasar Tefsir

وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًاۙ وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًاۚ ٢٣

Ve kâlû lâ teżerunne âlihetekum velâ teżerunne vedden velâ suvâ’an velâ yeġûśe ve ye’ûka ve nesrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.

Muhtasar Tefsir

وَقَدْ اَضَلُّوا كَث۪يرًاۚ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا ضَلَالًا ٢٤

Ve kad edallû keśîrâns velâ tezidi-zzâlimîne illâ dalâlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."

Muhtasar Tefsir

مِمَّا خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَارًا ٢٥

Mimmâ ḣatî-âtihim uġrikû feudḣilû nâran felem yecidû lehum min dûniAllâhi ensârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.

Muhtasar Tefsir

وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِر۪ينَ دَيَّارًا ٢٦

Ve kâle nûhun rabbi lâ teżer ‘alâ-l-ardi mine-lkâfirîne deyyârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."

Muhtasar Tefsir

اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُٓوا اِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا ٢٧

İnneke in teżerhum yudillû ‘ibâdeke velâ yelidû illâ fâciran keffârân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."

Muhtasar Tefsir

رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَارًا ٢٨

Rabbi-ġfir lî velivâlideyye ve limen deḣale beytiye mu/minen velilmu/minîne velmu/minâti velâ tezidi-zzâlimîne illâ tebâran

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."

Muhtasar Tefsir

Nûh Sûresi hakkında

Âyet
28
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
71.
Kelime
226
Harf
953
Cüz
29.
Sayfa
569
Nuh suresi kaç ayettir?

Nûh Sûresi 28 âyettir.

Nuh suresi Mekki mi Medeni mi?

Nûh Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Nuh suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Nûh Sûresi, mushaf sıralamasında 71. sûredir; iniş sırasına göre 71. sûredir.

Nuh suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Nûh Sûresi 29. cüzde, mushafın 569. sayfasında başlar.

Surah Nuh in English · Nuh surəsi · Nuh surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma