Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ المعارج

Meâric Sûresi

70. sûreMekkî44 âyetSayfa 567
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ١

Se-ele sâ-ilun bi’ażâbin vâki’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Muhtasar Tefsir

لِلْكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ٢

Lilkâfirîne leyse lehu dâfi’un

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Muhtasar Tefsir

مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ ٣

MinaAllâhi żî-lme’ârici

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Muhtasar Tefsir

تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ٤

Ta’rucu-lmelâ-iketu ve-rrûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdâruhu ḣamsîne elfe senetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.

Muhtasar Tefsir

فَاصْبِرْ صَبْرًا جَم۪يلًا ٥

Fasbir sabran cemîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güzel güzel sabret;

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يدًاۙ ٦

İnnehum yeravnehu be’îdân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.

Muhtasar Tefsir

وَنَرٰيهُ قَر۪يبًاۜ ٧

Ve nerâhu karîbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama biz onu yakın görmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ ٨

Yevme tekûnu-ssemâu kelmuhli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.

Muhtasar Tefsir

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ ٩

Ve tekûnu-lcibâlu kel’ihni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar da atılmış pamuğa döner.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يمًاۚ ١٠

Velâ yes-elu hamîmun hamîmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.

Muhtasar Tefsir

يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ ١١

Yubassarûnehumc yeveddu-lmucrimu lev yeftedî min ‘ażâbi yevmi-iżin bibenîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Muhtasar Tefsir

وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ ١٢

Ve sâhibetihi ve eḣîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Muhtasar Tefsir

وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ ١٣

Ve fasîletihi-lletî tu/vîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Muhtasar Tefsir

وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًاۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ ١٤

Vemen fî-l-ardi cemî’an śümme yuncîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Muhtasar Tefsir

كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ ١٥

Kellâs innehâ lezâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Muhtasar Tefsir

نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ١٦

Nezzâ’aten lişşevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Muhtasar Tefsir

تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ١٧

Ted’û men edbera ve tevellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Muhtasar Tefsir

وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ١٨

Ve ceme’a fe-ev’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًاۙ ١٩

İnne-l-insâne ḣulika helû’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:

Muhtasar Tefsir

اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًاۙ ٢٠

İżâ messehu-şşerru cezû’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Başına bir fenalık gelince feryat eder,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًاۙ ٢١

Ve-iżâ messehu-lḣayru menû’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;

Muhtasar Tefsir

اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ ٢٢

İllâ-lmusallîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ ٢٣

Elleżîne hum ‘alâ salâtihim dâ-imûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ٢٤

Velleżîne fî emvâlihim hakkun ma’lûmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ ٢٥

Lissâ-ili velmahrûmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ ٢٦

Velleżîne yusaddikûne biyevmi-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ٢٧

Velleżîne hum min ‘ażâbi rabbihim muşfikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ ٢٨

İnne ‘ażâbe rabbihim ġayru me/mûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٢٩

Velleżîne hum lifurûcihim hâfizûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ٣٠

İllâ ‘alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe-innehum ġayru melûmîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

Muhtasar Tefsir

فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ٣١

Femeni-bteġâ verâe żâlike feulâ-ike humu-l’âdûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ ٣٢

Velleżîne hum li-emânâtihim ve ’ahdihim râ’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ ٣٣

Velleżîne hum bişehâdâtihim kâ-imûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۜ ٣٤

Velleżîne hum ‘alâ salâtihim yuhâfizûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Namazlarına riayet edenler,

Muhtasar Tefsir

اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَۜ۟ ٣٥

Ulâ-ike fî cennâtin mukramûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.

Muhtasar Tefsir

فَمَالِ ‌الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ ٣٦

Femâli-lleżîne keferû kibeleke muhti’îne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

Muhtasar Tefsir

عَنِ الْيَم۪ينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِز۪ينَ ٣٧

‘Ani-lyemîni ve ’ani-şşimâli ‘izîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

Muhtasar Tefsir

اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَع۪يمٍۙ ٣٨

Eyatme’u kullu-mri-in minhum en yudḣale cennete na’îmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?

Muhtasar Tefsir

كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ ٣٩

Kellâ innâ ḣalaknâhum mimmâ ya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.

Muhtasar Tefsir

فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ ٤٠

Felâ uksimu birabbi-lmeşâriki velmeġâribi innâ lekâdirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

Muhtasar Tefsir

عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْرًا مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ ٤١

‘Alâ en nubeddile ḣayran minhum vemâ nahnu bimesbûkîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

Muhtasar Tefsir

فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَۙ ٤٢

Feżerhum yeḣûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî yû’adûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ ٤٣

Yevme yaḣrucûne mine-l-ecdâśi sirâ’an ke-ennehum ilâ nusubin yûfidûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Muhtasar Tefsir

خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ ٤٤

Ḣâşi’aten ebsâruhum terhekuhum żilletunc żâlike-lyevmu-lleżî kânû yû’adûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Muhtasar Tefsir

Meâric Sûresi hakkında

Âyet
44
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
79.
Kelime
217
Harf
951
Cüz
29.
Sayfa
567
Mearic suresi kaç ayettir?

Meâric Sûresi 44 âyettir.

Mearic suresi Mekki mi Medeni mi?

Meâric Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Mearic suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Meâric Sûresi, mushaf sıralamasında 70. sûredir; iniş sırasına göre 79. sûredir.

Mearic suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Meâric Sûresi 29. cüzde, mushafın 567. sayfasında başlar.

Surah Al-Ma'arij in English · Məaric surəsi · Maʼorij surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma