Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الحاقة

Hâkka Sûresi

69. sûreMekkî52 âyetSayfa 565
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَٓاقَّةُۙ ١

Elhâkkatu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gerçekleşecek olan!

Muhtasar Tefsir

مَا الْحَٓاقَّةُۚ ٢

Mâ-lhâkkatu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nedir o gerçekleşecek olan gün?

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحَٓاقَّةُۜ ٣

Vemâ edrâke mâ-lhâkkatu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?

Muhtasar Tefsir

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ ٤

Keżżebet śemûdu ve ’âdun bilkâri’ati

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا ثَمُودُ فَاُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ ٥

Fe-emmâ śemûdu feuhlikû bi-ttâġiyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِر۪يحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۙ ٦

Ve emmâ ‘âdun feuhlikû birîhin sarsarin ‘âtiyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.

Muhtasar Tefsir

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍۙ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ ف۪يهَا صَرْعٰىۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ ٧

Seḣḣarahâ ‘aleyhim seb’a leyâlin ve śemâniyete eyyâmin husûmen feterâ-lkavme fîhâ sar’â ke-ennehum a’câzu naḣlin ḣâviyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.

Muhtasar Tefsir

فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ ٨

Fehel terâ lehum min bâkiyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?

Muhtasar Tefsir

وَجَٓاءَ فِرْعَوْنُ وَمَنْ قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِۚ ٩

Ve câe fir’avnu vemen kablehu velmu/tefikâtu bilḣâti-eti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.

Muhtasar Tefsir

فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً ١٠

Fe’asav rasûle rabbihim fe-eḣażehum aḣżeten râbiyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ ١١

İnnâ lemmâ taġâ-lmâu hamelnâkum fî-lcâriyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

Muhtasar Tefsir

لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ ١٢

Linec’alehâ lekum teżkiraten vete’iyehâ użunun vâ’iyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ ١٣

Fe-iżâ nufiḣa fî-ssûri nefḣatun vâhidetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

Muhtasar Tefsir

وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ١٤

Ve humileti-l-ardu velcibâlu fedukketâ dekketen vâhideten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

Muhtasar Tefsir

فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ١٥

Feyevme-iżin veka’ati-lvâki’atu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

Muhtasar Tefsir

وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ ١٦

Venşakkati-ssemâu fehiye yevme-iżin vâhiyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.

Muhtasar Tefsir

وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ ١٧

Velmeleku ‘alâ ercâ-ihâc ve yahmilu ‘arşe rabbike fevkahum yevme-iżin śemâniyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ ١٨

Yevme-iżin tu’radûne lâ taḣfâ minkum ḣâfiyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ ١٩

Fe-emmâ men ûtiye kitâbehu biyemînihi feyekûlu hâumu-kraû kitâbiyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

Muhtasar Tefsir

اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ ٢٠

İnnî zanentu ennî mulâkin hisâbiyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

Muhtasar Tefsir

فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۙ ٢١

Fehuve fî ‘îşetin râdiyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ٢٢

Fî cennetin ‘âliyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

Muhtasar Tefsir

قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ٢٣

Kutûfuhâ dâniyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

Muhtasar Tefsir

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ ٢٤

Kulû veşrabû henî-en bimâ esleftum fî-l-eyyâmi-lḣâliyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ ٢٥

Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bişimâlihi feyekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

Muhtasar Tefsir

وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ ٢٦

Velem edri mâ hisâbiyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

Muhtasar Tefsir

يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ ٢٧

Yâ leytehâ kâneti-lkâdiyetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

Muhtasar Tefsir

مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ ٢٨

Mâ aġnâ ‘annî mâliyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

Muhtasar Tefsir

هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ ٢٩

Heleke ‘annî sultâniyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

Muhtasar Tefsir

خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ ٣٠

Ḣużûhu feġullûhu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ الْجَح۪يمَ صَلُّوهُۙ ٣١

Śumme-lcahîme sallûhu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra cehenneme yaslayın"

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُۜ ٣٢

Śumme fî silsiletin żer’uhâ seb’ûne żirâ’an feslukûhu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ ٣٣

İnnehu kâne lâ yu/minu biAllâhi-l’azîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ٣٤

Velâ yehuddu ‘alâ ta’âmi-lmiskîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."

Muhtasar Tefsir

فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَم۪يمٌۙ ٣٥

Feleyse lehu-lyevme hâhunâ hamîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."

Muhtasar Tefsir

وَلَا طَعَامٌ اِلَّا مِنْ غِسْل۪ينٍۙ ٣٦

Velâ ta’âmun illâ min ġislînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

Muhtasar Tefsir

لَا يَأْكُلُهُٓ اِلَّا الْخَاطِؤُ۫نَ۟ ٣٧

Lâ ye/kuluhu illâ-lḣâti-ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

Muhtasar Tefsir

فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَۙ ٣٨

Felâ uksimu bimâ tubsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا لَا تُبْصِرُونَۙ ٣٩

Vemâ lâ tubsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۚ ٤٠

İnnehu lekavlu rasûlin kerîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۜ قَل۪يلًا مَا تُؤْمِنُونَۙ ٤١

Vemâ huve bikavli şâ’irinc kalîlen mâ tu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!

Muhtasar Tefsir

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُونَۜ ٤٢

Velâ bikavli kâhininc kalîlen mâ teżekkerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!

Muhtasar Tefsir

تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٤٣

Tenzîlun min rabbi-l’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

Muhtasar Tefsir

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْاَقَاو۪يلِۙ ٤٤

Velev tekavvele ‘aleynâ ba’da-l-ekâvîli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

Muhtasar Tefsir

لَاَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَم۪ينِۙ ٤٥

Le-eḣażnâ minhu bilyemîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَت۪ينَۘ ٤٦

Śumme lekata’nâ minhu-lvetîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

Muhtasar Tefsir

فَمَا مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ عَنْهُ حَاجِز۪ينَ ٤٧

Femâ minkum min ehadin ‘anhu hâcizîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ ٤٨

Ve-innehu leteżkiratun lilmuttekîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّا لَنَعْلَمُ اَنَّ مِنْكُمْ مُكَذِّب۪ينَ ٤٩

Ve-innâ lena’lemu enne minkum mukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ٥٠

Ve-innehu lehasratun ‘alâ-lkâfirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْيَق۪ينِ ٥١

Ve-innehu lehakku-lyakîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, şüphesiz kesin gerçektir.

Muhtasar Tefsir

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ ٥٢

Fesebbih bismi rabbike-l’azîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

Muhtasar Tefsir

Hâkka Sûresi hakkında

Âyet
52
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
78.
Kelime
258
Harf
1.113
Cüz
29.
Sayfa
565
Hakka suresi kaç ayettir?

Hâkka Sûresi 52 âyettir.

Hakka suresi Mekki mi Medeni mi?

Hâkka Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Hakka suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Hâkka Sûresi, mushaf sıralamasında 69. sûredir; iniş sırasına göre 78. sûredir.

Hakka suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Hâkka Sûresi 29. cüzde, mushafın 565. sayfasında başlar.

Surah Al-Haqqah in English · Haqqə surəsi · Hoqqa surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma