Ve ennehu lemmâ kâme ‘abduAllâhi yed’ûhu kâdû yekûnûne ‘aleyhi libedân
Meal
Allah’ın has kulu kalkıp da Rabbine dua ve ibâdet etmeye başlayınca, onlar neredeyse birbirini çiğnercesine onun başına üşüştüler, keçe gibi birbirine geçtiler.
Kur'an Tefsiri
18. âyette yer alan “mescitler” kelimesini üç şekilde tefsir etmek mümkündür:
› Bunlar müslümanların ibâdetgâhı olan mescitlerdir. Buna göre âyetin mânası: “Mescitlerde Allah’a ibâdet ederken başkasını O’na ortak koşmayın” olur.
› Bütün yeryüzü ibâdetgâhtır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.): “…Yeryüzü benim için mescid ve temiz kılındı...” (Buhârî, Teyemmüm 1) buyurmuştur. Buna göre mâna: “Yeryüzünde Allah’a hiçbir kimseyi ortak koşmayın” olur.
› Mescitten maksat, insanın üzerine secde ettiği, el, ayak, yüz, diz vs. gibi uzuvlarıdır. Buna göre ise: “İnsanın bütün azalarını Allah yarattı. O halde onların üzerinde Allah’tan başkasına secde edilmemelidir” mânası anlaşılır.
19. âyette bahsedilen “Abdullah”, Cenâb-ı Hakk’ın en seçkin kulu Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. Kendisi Allah’a gerçek bir kul olmuş, insanları da O’na kulluğa davet etmiştir. Fakat o, insanları tek olan Allah’a çağırmaya başlayınca, insan ve cin kâfirleri onun bu davetini iptal için birlik oldular, birbirine sokuldular. Az daha birbirlerine keçeleneceklerdi. Fakat Allah peygamberini muhafaza etmiş ve onu düşmanlarına karşı başarılı kılmıştır.
Ancak şunu belirtmek gerekir ki Peygamberimiz (s.a.s.) vazifesini yaparken bir kısım ana esaslara dayanmaktaydı:
Muhtasar Tefsir
Allah’ın kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- hurma ağacının altında Rabbine dua etmek üzere ayağa kalktığında, Kur`an okumasını dinledikleri esnadaki kalabalığın yoğunluğundan, cinler neredeyse üzerine yığılacaklardı.