Yes-elûneke ‘ani-l-enfâlis kuli-l-enfâlu liAllâhi ve-rrasûlis fettekûAllâhe veaslihû żâte beynikums veatî’ûAllâhe verasûlehu in kuntum mu/minîne
Meal
Rasûlüm! Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Rasûlü’ne aittir. Öyleyse gerçekten mü’min iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızda anlaşmazlığa yol açan hususları düzeltin, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin!”
Kur'an Tefsiri
اَلأنْفَالُ (enfâl), “nefel” kelimesinin çoğuludur. “Nefel”, aslın üzerine ziyâde olan şey demektir. Namaz, oruç ve zekâtta farz olan miktarın üzerine ilâve edilen kısma “nâfile” dendiği gibi, savaşta da asıl karşılık olan âhiret mükâfâtı üzerine ziyâde dünyevî bir menfaat olan ganimete de bu mânada “nefel” denmiştir.
Ganimetler önceki ümmetlere helâl değildi. Allah Teâlâ, bunu ilk defa Peygamberimiz’e ve ümmetine helâl kıldı. müslümanlar ilk olarak Bedir savaşı sonrasında ganimet elde ettiler. Ancak ganimetlerin bölüşülmesiyle ilgili aralarında bir kısım tartışmalar yaşandı. Sonunda gelip bunun hükmünü Peygamber Efendimiz’e sordular. Âyetin de inişine sebep olan bu tartışmalardan biri şöyle vuku bulmuştur:
Bedir günü Sa‘d b. Ebî Vakkâs ve Ensâr’dan birisi ganimet toplamaya çıkmışlardı. Yerde atılmış durumda bir kılıç gördüler ve ikisi birden onu almak için koştular. Sa‘d: “O benimdir, onu ben alacağım” dedi. Ensâr’dan olan kişi de: “Hayır, o benimdir, Allah’ın Rasûlü’ne gidip onun hükmünü soruncaya kadar bu kılıcı sana teslim etmeyeceğim” dedi. Gelip Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’e sordular da Allah’ın Rasûlü: “Ey Sa‘d, bu kılıç ne senin ne de onundur. Fakat o, benimdir” buyurdu. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, IX, 162)
Ganimetlerin taksimiyle alakalı hükümleri açıklayan bilgiler, bu sûrenin 41. âyetinde gelecektir. Dolayısıyla burada verilen cevapta hâdisenin daha çok ahlâkî cephesine ehemmiyet verilmiş ve mü’minler dünya menfaatine karşı ikaz edilerek, İslâm kardeşliğinin her şeyden daha kıymetli olduğuna işaret edilmiştir. Buna göre:
Ganimetler Allah ve Rasûlü’ne aittir. Bunların mülkiyeti Allah’ındır ve taksimatı konusunda hüküm vermek de O’nun elindedir. Allah’ın verdiği hükmü tebliğ ve icra edecek olan ise Peygamber (s.a.s.)’dir. O halde mü’minlere yaraşan, imanlarının bir gereği olarak, Allah’tan korkmak, O’nun gazabını çekecek davranışlardan sakınmak, aralarını ıslah etmek, basit menfaatler peşinde koşarak kardeşlik hukukunu ihlal etmemek, her durumda Allah ve Rasûlü’nün emrine itaat etmektir. Vasıfları aşağıdaki âyetlerde sayılan kâmil bir mü’min olmanın cehd ve gayreti içinde olmaktır:
Muhtasar Tefsir
Ey Resul! Ashabın: "Ganimetlerin taksim edilmesi nasıl olur ve taksim edilen ganimetler kimlere verilir? diye sana soruyorlar. Ey Resul! Onların sorularına cevap olarak şöyle de: Ganimetler, Allah`a ve resulüne aittir. Ganimetlerin tasarruf ve dağıtımındaki hüküm Allah`a ve resulüne aittir. Sizin üzerinize düşen sadece boyun eğip teslim olarak Yüce Allah`tan korkmanızdır. Ey Müminler! Allah`ın emirlerine uyarak, yasaklarından kaçınarak Yüce Allah`tan korkun. Aranızdaki ayrılık ve düşmanlığı, sevgiyle, birbirinizle bağlarınızı devam ettirerek, güzel ahlak ve affedici olarak ıslah ediniz. Eğer gerçekten Müminseniz; Allah`ın ve resulünün itaatine bağlı kalınız. Çünkü iman, itaat etmeyi ihya edip harekete geçirir, isyan etmekten ve günah işlemekten alıkoyar. Bu soru sorma hadisesi Bedir savaşının ardında gerçekleşmiştir.