Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الأنفال

Enfâl Sûresi

8. sûreMedenî75 âyetSayfa 176
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١

Yes-elûneke ‘ani-l-enfâlis kuli-l-enfâlu liAllâhi ve-rrasûlis fettekûAllâhe veaslihû żâte beynikums veatî’ûAllâhe verasûlehu in kuntum mu/minîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَانًا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ٢

İnnemâ-lmu/minûne-lleżîne iżâ żukiraAllâhu vecilet kulûbuhum ve-iżâ tuliyet ‘aleyhim âyâtuhu zâdet-hum îmânen ve’alâ rabbihim yetevekkelûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ ٣

Elleżîne yukîmûne-ssalâte vemimmâ razeknâhum yunfikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.

Muhtasar Tefsir

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌۚ ٤

Ulâ-ike humu-lmu/minûne hakkâanc lehum deracâtun ‘inde rabbihim vemaġfiratun verizkun kerîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Muhtasar Tefsir

كَمَٓا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّۖ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ لَكَارِهُونَۙ ٥

Kemâ aḣraceke rabbuke min beytike bilhakki ve-inne ferîkan mine-lmu/minîne lekârihûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı.

Muhtasar Tefsir

يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ ٦

Yucâdilûneke fî-lhakki ba’de mâ tebeyyene keennemâ yusâkûne ilâ-lmevti vehum yenzurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ ٧

Ve-iż ya’idukumuAllâhu ihdâ-ttâ-ifeteyni ennehâ lekum veteveddûne enne ġayra żâti-şşevketi tekûnu lekum veyurîduAllâhu en yuhikka-lhakka bikelimâtihi veyakta’a dâbira-lkâfirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.

Muhtasar Tefsir

لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَۚ ٨

Liyuhikka-lhakka veyubtile-lbâtile velev kerihe-lmucrimûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.

Muhtasar Tefsir

اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ ٩

İż testeġîśûne rabbekum festecâbe lekum ennî mumiddukum bi-elfin mine-lmelâ-iketi murdifîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermişti.

Muhtasar Tefsir

وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ١٠

Vemâ ce’alehuAllâhu illâ buşrâ velitatme-inne bihi kulûbukumc vemâ-nnasru illâ min ‘indiAllâhic innaAllâhe ‘azîzun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah güçlüdür, hakimdir.

Muhtasar Tefsir

اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ ١١

İż yuġaşşîkumu-nnu’âse emeneten minhu veyunezzilu ‘aleykum mine-ssemâ-i mâen liyutahhirakum bihi veyużhibe ‘ankum ricze-şşeytâni veliyerbita ‘alâ kulûbikum veyuśebbite bihi-l-akdâme

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti.

Muhtasar Tefsir

اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ ١٢

İż yûhî rabbuke ilâ-lmelâ-iketi ennî me’akum feśebbitû-lleżîne âmenûc seulkî fî kulûbi-lleżîne keferû-rru’be fadribû fevka-l-a’nâki vadribû minhum kulle benânin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin meleklere, "Ben sizinleyim, inananları destekleyin" diye vahyetti. "Ben inkar edenlerin kalblerine korku salacağım, artık vurun onların boyunları üstüne, vurun her parmağına" dedi.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ١٣

Żâlike bi-ennehum şâkkûAllâhe verasûlehuc vemen yuşâkikiAllâhe verasûlehu fe-innaAllâhe şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı koymalarındandır. Kim Allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابَ النَّارِ ١٤

Żâlikum feżûkûhu veenne lilkâfirîne ‘ażâbe-nnâri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunu tadın, inkar edenlere cehennem azabı da vardır.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ ١٥

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ lakîtumu-lleżîne keferû zahfen felâ tuvellûhumu-l-edbâra

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey İnananlar! Savaş için ilerlerken, inkar edenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.

Muhtasar Tefsir

وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ١٦

Vemen yuvellihim yevme-iżin duburahu illâ muteharrifen likitâlin ev mutehayyizen ilâ fi-etin fekad bâe biġadabin minaAllâhi veme/vâhu cehennemus vebi/se-lmasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya bir başka topluluğa katılmak maksadı dışında, o gün arkasını düşmana dönen kimse Allah'dan bir gazaba uğramış olur. Onun varacağı yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüştür!

Muhtasar Tefsir

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِن۪ينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَنًاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ١٧

Felem taktulûhum velâkinnaAllâhe katelehumc vemâ rameyte iż rameyte velâkinnaAllâhe ramâc veliyubliye-lmu/minîne minhu belâen hasenâenc innaAllâhe semî’un ‘alîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِر۪ينَ ١٨

Żâlikum veennaAllâhe mûhinu keydi-lkâfirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte bu, Allah'ın inkarcıların düzenini zayıflatıp yok etmesidir.

Muhtasar Tefsir

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ١٩

İn testeftihû fekad câekumu-lfethus ve-in tentehû fehuve ḣayrun lekums ve-in te’ûdû ne’ud velen tuġniye ‘ankum fi-etukum şey-en velev keśurat veennaAllâhe me’a-lmu/minîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Zafer istiyorsanız, işte zafer geldi (aleyhinize çıktı). Peygambere karşı gelmekten vazgeçerseniz sizin iyiliğinize olur, yok tekrar dönerseniz biz de döneriz; topluluğunuz çok da olsa size hiçbir fayda vermez. Allah inananlarla beraberdir.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ ٢٠

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû atî’ûAllâhe verasûlehu velâ tevellev ‘anhu veentum tesme’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.

Muhtasar Tefsir

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ٢١

Velâ tekûnû kelleżîne kâlû semi’nâ vehum lâ yesme’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ ٢٢

İnne şerra-ddevâbbi ‘indaAllâhi-ssummu-lbukmu-lleżîne lâ ya’kilûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

Muhtasar Tefsir

وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ ف۪يهِمْ خَيْرًا لَاَسْمَعَهُمْۜ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٢٣

Velev ‘alimaAllâhu fîhim ḣayran leesme’ahums velev esme’ahum letevellev vehum mu’ridûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٢٤

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-stecîbû liAllâhi velirrasûli iżâ de’âkum limâ yuhyîkums va’lemû ennaAllâhe yahûlu beyne-lmer-i vekalbihi veennehu ileyhi tuhşerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun katında toplanacağınızı bilin.

Muhtasar Tefsir

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٢٥

Vettekû fitneten lâ tusîbenne-lleżîne zalemû minkum ḣâssatens va’lemû ennaAllâhe şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.

Muhtasar Tefsir

وَاذْكُرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٢٦

Veżkurû iż entum kalîlun mustad’afûne fî-l-ardi teḣâfûne en yeteḣattafekumu-nnâsu feâvâkum veeyyedekum binasrihi verazekakum mine-ttayyibâti le’allekum teşkurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yeryüzünde az sayıda olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi esir olarak alıp götürmesinden korktuğunuz zamanları, hatırlayın. Allah, şükredesiniz diye sizi barındırmış, yardımıyla desteklemiş, temiz şeylerle rızıklandırmıştır.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٢٧

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ teḣûnûAllâhe ve-rrasûle veteḣûnû emânâtikum veentum ta’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.

Muhtasar Tefsir

وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ۟ ٢٨

Va’lemû ennemâ emvâlukum veevlâdukum fitnetun veennaAllâhe ‘indehu ecrun ‘azîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Mallarınızın ve çocuklarınızın, aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında bulunduğunu bilin.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٢٩

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû in tettekûAllâhe yec’al lekum furkânen veyukeffir ‘ankum seyyi-âtikum veyaġfir lekumk vaAllâhu żû-lfadli-l’azîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırdedecek bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol nimet sahibidir.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ ٣٠

Ve-iż yemkuru bike-lleżîne keferû liyuśbitûke ev yaktulûke ev yuḣricûkec veyemkurûne veyemkuruAllâhus vaAllâhu ḣayru-lmâkirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah düzen yapanların en iyisidir.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَٓاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَٓاۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ٣١

Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ kâlû kad semi’nâ lev neşâu lekulnâ miśle hâżâﻻ in hâżâ illâ esâtîru al-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, "İşittik, işittik! İstesek biz de aynını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır" derlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ قَالُوا اللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَٓاءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ ٣٢

Ve-iż kâlû-Allâhumme in kâne hâżâ huve-lhakka min ‘indike feemtir ‘aleynâ hicâraten mine-ssemâ-i evi-/tinâ bi’ażâbin elîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azab ver" demişlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ ف۪يهِمْۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ٣٣

Vemâ kânaAllâhu liyu’ażżibehum veente fîhimc vemâ kânaAllâhu mu’ażżibehum vehum yestaġfirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek değildir.

Muhtasar Tefsir

وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُۜ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٣٤

Vemâ lehum ellâ yu’ażżibehumuAllâhu vehum yasuddûne ‘ani-lmescidi-lharâmi vemâ kânû evliyâehuc in evliyâuhu illâ-lmuttekûne velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Mescidi Haram'a girmekten menederlerken Allah onlara niçin azab etmesin? Hem de O'nun dostu değiller; O'nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat çoğu bunu bilmiyorlar.

Muhtasar Tefsir

وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلَّا مُكَٓاءً وَتَصْدِيَةًۜ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ٣٥

Vemâ kâne salâtuhum ‘inde-lbeyti illâ mukâen vetasdiyetenc feżûkû-l’ażâbe bimâ kuntum tekfurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَۙ ٣٦

İnne-lleżîne keferû yunfikûne emvâlehum liyasuddû ‘an sebîliAllâhic feseyunfikûnehâ śümme tekûnu ‘aleyhim hasraten śümme yuġlebûnek velleżîne keferû ilâ cehenneme yuhşerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.

Muhtasar Tefsir

لِيَم۪يزَ اللّٰهُ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَب۪يثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَم۪يعًا فَيَجْعَلَهُ ف۪ي جَهَنَّمَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟ ٣٧

LiyemîzaAllâhu-lḣabîśe mine-ttayyibi veyec’ale-lḣabîśe ba’dahu ‘alâ ba’din feyerkumehu cemî’an feyec’alehu fî cehennemec ulâ-ike humu-lḣâsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.

Muhtasar Tefsir

قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَۚ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّل۪ينَ ٣٨

Kul lilleżîne keferû in yentehû yuġfer lehum mâ kad selefe ve-in ya’ûdû fekad medat sunnetu-l-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenlere, eğer savaştan vazgeçerlerse, geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.

Muhtasar Tefsir

وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ كُلُّهُ لِلّٰهِۚ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٣٩

Vekâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun veyekûne-ddînu kulluhu liAllâhic fe-ini-ntehev fe-innaAllâhe bimâ ya’melûne basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ ٤٠

Ve-in tevellev fa’lemû ennaAllâhe mevlâkumc ni’me-lmevlâ veni’me-nnasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer yüz çevirirlerse Allah'ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!

Muhtasar Tefsir

وَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٤١

Va’lemû ennemâ ġanimtum min şey-in feenne liAllâhi ḣumusehu velirrasûli veliżî-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîli in kuntum âmentum biAllâhi vemâ enzelnâ ‘alâ ‘abdinâ yevme-lfurkâni yevme-ltekâ-lcem’ânik vaAllâhu ‘alâ kulli şey-in kadîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوٰى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْۜ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْم۪يعَادِۙ وَلٰكِنْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًاۙ لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيٰى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَسَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ٤٢

İż entum bil’udveti-ddunyâ vehum bil’udveti-lkusvâ ve-rrakbu esfele minkumc velev tevâ’adtum laḣteleftum fî-lmî’âdiﻻ velâkin liyakdiyaAllâhu emran kâne mef’ûlen liyehlike men heleke ‘an beyyinetin veyahyâ men hayye ‘an beyyinetink ve-innaAllâhe lesemî’un ‘alîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.

Muhtasar Tefsir

اِذْ يُر۪يكَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَنَامِكَ قَل۪يلًاۜ وَلَوْ اَرٰيكَهُمْ كَث۪يرًا لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ سَلَّمَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٤٣

İż yurîkehumuAllâhu fî menâmike kalîlâens velev erâkehum keśîran lefeşiltum veletenâza’tum fî-l-emri velâkinnaAllâhe sellemek innehu ‘alîmun biżâti-ssudûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ يُر۪يكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِكُمْ قَل۪يلًا وَيُقَلِّلُكُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًاۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟ ٤٤

Ve-iż yurîkumûhum iżi-ltekaytum fî a’yunikum kalîlen veyukallilukum fî a’yunihim liyekdiyaAllâhu emran kâne mef’ûlâenk ve-ilaAllâhi turce’u-l-umûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Karşılaştığınızda, olacak işi oldurmak için, onları gözlerinize az gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler dönüp Allah'a varır.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ ٤٥

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ lakîtum fi-eten feśbutû veżkurûAllâhe keśîran le’allekum tuflihûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın.

Muhtasar Tefsir

وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ ٤٦

Veatî’ûAllâhe verasûlehu velâ tenâze’û fetefşelû veteżhebe rîhukums vasbirûk innaAllâhe me’a-ssâbirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ve Peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.

Muhtasar Tefsir

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بَطَرًا وَرِئَٓاءَ النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ ٤٧

Velâ tekûnû kelleżîne ḣaracû min diyârihim betaran veri-âe-nnâsi veyasuddûne ‘an sebîliAllâhic vaAllâhu bimâ ya’melûne muhîtun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların işlediklerini her yönüyle bilendir.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَاِنّ۪ي جَارٌ لَكُمْۚ فَلَمَّا تَرَٓاءَتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلٰى عَقِبَيْهِ وَقَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكُمْ اِنّ۪ٓي اَرٰى مَا لَا تَرَوْنَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ۟ ٤٨

Ve-iż zeyyene lehumu-şşeytânu a’mâlehum vekâle lâ ġâlibe lekumu-lyevme mine-nnâsi ve-innî cârun lekums felemmâ terâeti-lfi-etâni nekesa ‘alâ ‘akibeyhi vekâle innî berî-un minkum innî erâ mâ lâ teravne innî eḣâfuAllâhec vaAllâhu şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve "Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım" dedi. İki ordu karşılaşınca da, geri dönüp, "Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz Allah'tan korkuyorum, Allah'ın azabı şiddetlidir" dedi.

Muhtasar Tefsir

اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٤٩

İż yekûlu-lmunâfikûne velleżîne fî kulûbihim meradun ġarra hâulâ-i dînuhumk vemen yetevekkel ‘alaAllâhi fe-innaAllâhe ‘azîzun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı; oysa, kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.

Muhtasar Tefsir

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ يَتَوَفَّى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْۚ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ ٥٠

Velev terâ iż yeteveffâ-lleżîne keferûﻻ-lmelâ-iketu yadribûne vucûhehum veedbârahum veżûkû ‘ażâbe-lharîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۙ ٥١

Żâlike bimâ kaddemet eydîkum veennaAllâhe leyse bizallâmin lil’abîdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.

Muhtasar Tefsir

كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٥٢

Kede/bi âli fir’avne velleżîne min kablihimc keferû bi-âyâtiAllâhi feeḣażehumuAllâhu biżunûbihimc innaAllâhe kaviyyun şedîdu-l’ikâbi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ ٥٣

Żâlike bi-ennaAllâhe lem yeku muġayyiran ni’meten en’amehâ ‘alâ kavmin hattâ yuġayyirû mâ bi-enfusihimﻻ veennaAllâhe semî’un ‘alîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.

Muhtasar Tefsir

كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْۚ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَۚ وَكُلٌّ كَانُوا ظَالِم۪ينَ ٥٤

Kede/bi âli fir’avneﻻ velleżîne min kablihimc keżżebû bi-âyâti rabbihim feehleknâhum biżunûbihim veaġraknâ âle fir’avnec vekullun kânû zâlimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları günahlarından ötürü yok ettik. Firavun taifesini suda boğduk, hepsi zalimlerdi.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۚ ٥٥

İnne şerra-ddevâbbi ‘indaAllâhi-lleżîne keferû fehum lâ yu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah katında yeryüzünde yaşayanların en kötüsü, inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ ٥٦

Elleżîne ‘âhedte minhum śümme yenkudûne ‘ahdehum fî kulli merratin vehum lâ yettekûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.

Muhtasar Tefsir

فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ٥٧

Fe-immâ teśkafennehum fî-lharbi feşerrid bihim men ḣalfehum le’allehum yeżżekkerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.

Muhtasar Tefsir

وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَٓاءٍۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِن۪ينَ۟ ٥٨

Ve-immâ teḣâfenne min kavmin ḣiyâneten fenbiż ileyhim ‘alâ seva-/inc innaAllâhe lâ yuhibbu-lḣâ-inîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer bir topluluğun anlaşmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karşı anlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri sevmez.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُواۜ اِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ ٥٩

Velâ yahsebenne-lleżîne keferû sebakûc innehum lâ yu’cizûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler, asla öne geçtiklerini sanmasınlar, çünkü onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır.

Muhtasar Tefsir

وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ٦٠

Vee’iddû lehum mâ-steta’tum min kuvvetin vemin ribâti-lḣayli turhibûne bihi ‘aduvvaAllâhi ve’aduvvekum veâḣarîne min dûnihim lâ ta’lemûnehumuAllâhu ya’lemuhumc vemâ tunfikû min şey-in fî sebîliAllâhi yuveffe ileykum veentum lâ tuzlemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ٦١

Ve-in cenahû lisselmi fecnah lehâ vetevekkel ‘alaAllâhic innehu huve-ssemî’u-l’alîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ يُر۪يدُٓوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُۜ هُوَ الَّذ۪ٓي اَيَّدَكَ بِنَصْرِه۪ وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ ٦٢

Ve-in yurîdû en yaḣde’ûke fe-inne hasbekaAllâhuc huve-lleżî eyyedeke binasrihi vebilmu/minîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٦٣

Veellefe beyne kulûbihimc lev enfakte mâ fî-l-ardi cemî’an mâ ellefte beyne kulûbihim velâkinnaAllâhe ellefe beynehumc innehu ‘azîzun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ٦٤

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu hasbukaAllâhu vemeni-ttebe’ake mine-lmu/minîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفًا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ٦٥

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu harridi-lmu/minîne ‘alâ-lkitâlic in yekun minkum ‘işrûne sâbirûne yaġlibû mi-eteynic ve-in yekun minkum mi-etun yaġlibû elfen mine-lleżîne keferû bi-ennehum kavmun lâ yefkahûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

Muhtasar Tefsir

اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ ف۪يكُمْ ضَعْفًاۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ ٦٦

El-âne ḣaffefaAllâhu ‘ankum ve’alime enne fîkum da’fâenc fe-in yekun minkum mi-etun sâbiratun yaġlibû mi-eteynic ve-in yekun minkum elfun yaġlibû elfeyni bi-iżniAllâhic vaAllâhu me’a-ssâbirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

Muhtasar Tefsir

مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُر۪يدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ٦٧

Mâ kâne linebiyyin en yekûne lehu esrâ hattâ yuśḣine fî-l-ardic turîdûne ‘arada-ddunyâ vaAllâhu yurîdu-l-âḣiratek vaAllâhu ‘azîzun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ ف۪يمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ٦٨

Levlâ kitâbun minaAllâhi sebeka lemessekum fîmâ eḣażtum ‘ażâbun ‘azîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Daha önceden Allah'tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.

Muhtasar Tefsir

فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ ٦٩

Fekulû mimmâ ġanimtum halâlen tayyibâenc vettekûAllâhec innaAllâhe ġafûrun rahîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِمَنْ ف۪ٓي اَيْد۪يكُمْ مِنَ الْاَسْرٰٓىۙ اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّٓا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٧٠

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu kul limen fî eydîkum mine-l-esrâ in ya’lemiAllâhu fî kulûbikum ḣayran yu/tikum ḣayran mimmâ uḣiże minkum veyaġfir lekumk vaAllâhu ġafûrun rahîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elinizde bulunan esirlere, "Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir" de.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ يُر۪يدُوا خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ فَاَمْكَنَ مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٧١

Ve-in yurîdû ḣiyâneteke fekad ḣânûAllâhe min kablu feemkene minhumk veAllâhu ‘alîmun hakîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Esirler sana hıyanet etmek isterlerse, bilsinler ki esasen daha önce de Allah'a hıyanet etmişlerdi, Allah bundan ötürü onları yenmen için sana imkan verdi. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٧٢

İnne-lleżîne âmenû vehâcerû vecâhedû bi-emvâlihim veenfusihim fî sebîliAllâhi velleżîne âvev venasarû ulâ-ike ba’duhum evliyâu ba’dinc velleżîne âmenû velem yuhâcirû mâ lekum min velâyetihim min şey-in hattâ yuhâcirûc ve-ini-stensarûkum fî-ddîni fe’aleykumu-nnasru illâ ‘alâ kavmin beynekum vebeynehum mîśâkunk vaAllâhu bimâ ta’melûne basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirinin dostudurlar. İnanıp hicret etmeyenlerle, hicret edene kadar sizin dostluğunuz yoktur. Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah işlediklerinizi görür.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ ٧٣

Velleżîne keferû ba’duhum evliyâu ba’dinc illâ tef’alûhu tekun fitnetun fî-l-ardi vefesâdun kebîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّاۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ ٧٤

Velleżîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîliAllâhi velleżîne âvev venasarû ulâ-ike humu-lmu/minûne hakkâanc lehum maġfiratun verizkun kerîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٧٥

Velleżîne âmenû min ba’du vehâcerû vecâhedû me’akum feulâ-ike minkumc veulû-l-erhâmi ba’duhum evlâ biba’din fî kitâbiAllâhik innaAllâhe bikulli şey-in ‘alîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir.

Muhtasar Tefsir

Enfâl Sûresi hakkında

Âyet
75
İniş yeri
Medine
İniş sırası
88.
Kelime
1.234
Harf
5.350
Cüz
9.
Sayfa
176
Enfal suresi kaç ayettir?

Enfâl Sûresi 75 âyettir.

Enfal suresi Mekki mi Medeni mi?

Enfâl Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Enfal suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Enfâl Sûresi, mushaf sıralamasında 8. sûredir; iniş sırasına göre 88. sûredir.

Enfal suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Enfâl Sûresi 9. cüzde, mushafın 176. sayfasında başlar.

Surah Al-Anfal in English · Ənfal surəsi · Anfol surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma