Kede/bi âli fir’avneﻻ velleżîne min kablihimc keżżebû bi-âyâti rabbihim feehleknâhum biżunûbihim veaġraknâ âle fir’avnec vekullun kânû zâlimîne
Meal
Kâfirlerin hâli tıpkı Firavun hânedânının ve onlardan öncekilerin hâli gibidir: Onlar da Rablerinin âyetlerini yalanlamışlardı, biz de günahları yüzünden onları helâk etmiştik. Firavun hânedânını da suda boğmuştuk. Çünkü onların hepsi zâlim idiler.
Kur'an Tefsiri
Firavun hânedânı ve onlardan önce yaşamış bulunan Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de aynı şekilde nimetlerin kıymetini bilememişler; özellikle bu nimetlerin başında gelen Allah’ın âyetlerini yalanlamışlar ve bu yüzden helak edilmişlerdir. Meselâ Firavun hânedânını Cenâb-ı Hak suda boğmuştur. Bunların hepsinin ortak bir vasfı vardı: Hepsi zâlim idiler; iman yerine küfrü, kulluk yerine isyanı, şükür yerine nankörlüğü koymuş, böylece kendi helaklerini hazırlamış, netice itibariyle kendilerine zulmetmiş kimseler idiler. Yaratıkların en şerlileri de, iman nimetinden mahrum bu gibi kâfirlerdir:
Muhtasar Tefsir
Evet bu kâfirlerin durumu, bunlar gibi Allah`ı inkâr eden Firavun ailesi ve onlardan önce yalanlayan diğer ümmetlerin durumuna benzer. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı. Allah Teâlâ da onları işledikleri günahlarından ötürü helak etmişti. Firavun ailesi ve ondan önceki ümmetlerin hepsi Allah`ı inkâr etmeleri ve O`na ortak koşmaları sebebi ile zalimler idiler. Bundan dolayı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-`nın cezalandırmasını hak ettiler. Yüce Allah da onların üzerine cezasını indiriverdi.