Ve-iż zeyyene lehumu-şşeytânu a’mâlehum vekâle lâ ġâlibe lekumu-lyevme mine-nnâsi ve-innî cârun lekums felemmâ terâeti-lfi-etâni nekesa ‘alâ ‘akibeyhi vekâle innî berî-un minkum innî erâ mâ lâ teravne innî eḣâfuAllâhec vaAllâhu şedîdu-l’ikâbi
Meal
O zaman şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve: “Bugün insanlardan size gâlip gelebilecek hiçbir kimse yoktur; ben de elbette sizin yanınızdayım” demişti. Ama ne zaman ki iki ordu savaş düzeninde karşı karşıya geldi, o zaman şeytan iki topuğu üzere gerisin geri dönüp kaçmaya durdu ve: “Ben sizden tamâmen uzağım; çünkü ben sizin göremeyeceğiniz şeyleri görüyorum. Hem ben Allah’tan korkarım da!” deyip sıvışıverdi. Allah, cezalandırması çok şiddetli olandır.
Kur'an Tefsiri
Şeytan, her türlü kötülüğün, düşmanlığın ve aldatıcı düşüncenin temsilcisidir. Onun düşmanlığı sadece mü’minlere veya kâfirlere değil bütün insanlaradır. Nitekim bu âyette şeytanın, dostları ve kardeşleri olan müşriklere yaptığı düşmanlık haber verilir. Kureyş ordusu hazırlıklarını yapıp savaş için çıkarken şeytan ya içlerinde oluşan aldatıcı bir vesvese, bir gurur halinde veya karşılarında temessül etmiş şeytânî bir şahsiyet halinde onlara gelerek, savaş için yaptıkları hazırlıkları, sahip oldukları kuvvet ve imkânları kendilerine süslü gösterir. Bu kadar üstünlükle beraber asla yenilmeyecekleri kuruntusunu yaldızlayıp gönüllerine bırakır, kendisinin de onların yardımcısı olduğunu tekitle belirtir. İki ordu karşılaşıp savaş başlayıncaya kadar bu aldatma devam eder. Fakat savaş başlayıp iki ordu birbirine girince; meleklerin, ilâhî ve ruhânî kuvvetlerin mü’minlerin imdadına geldiğini görünce şeytan iki ökçesi üzerine gerisin geri kaçar. Sadece kaçmakla kalmaz, son sürat giderken de yine şeytanlığını yapar. Bu kez, savaşa gelirken sarfettiği hayal ve kuruntuları coşturucu iğvalarının tam aksine azimleri kıracak, iradeleri çözecek ve umut kapılarını bütünüyle kapatacak sözler söyler:
› Daha önce: “Ben mutlaka sizin yanınızdayım, sizin yardımcınızım” demişken şimdi: “Ben sizden tamamen uzağım, sizinle hiçbir alakam yoktur; başınıza geleceklere karışmam” der.
› Önce “Bu gücünüzle size hiç kimsenin galip gelmesi mümkün değil” demişken şimdi “Ben sizin göremediğiniz şeyleri görüyorum; meleklerin yardımını görüyorum, sizin hazin akıbetinizi görüyorum; bu halinizle asla galip olamayacağınızı görüyorum” der. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Şeytan, Arefe günü kendisini küçük, hakir, kovulmuş ve öfkeli gördüğü kadar hiçbir gün görmüş değildir. Bunun sebebi, ilâhî rahmetin sağanak sağanak inişini, Allah’ın da kulların büyük günahlarını bağışladığını görmesidir. Bundan tek istisna Bedir günü gördükleridir.” “Ey Allah’ın Rasulü, Bedir günü ne gördü ki?” diye sorulunca da: “O, Cebrâil’i, melekleri savaş için düzene koyarken gördü” buyurmuştur. (Muvatta, Hac 245)
› Önce Allah’ın kuvvetini ve azabını hiç hatırlara getirmemişken şimdi “Ben Allah’tan çok korkuyorum, O’nun azabı pek şiddetlidir” der. İşte bu, her zaman ve her işte kendini gösteren şeytanca tavrın ta kendisidir.
Bedir savaşı sürecinde münafıkların sergilediği tavra gelince:
Muhtasar Tefsir
-Ey Müminler!- Allah`ın sizin üzerinize olan nimetlerini hatırlayın. Hani şeytan müşriklere yapmış oldukları amellerini güzel göstermiş, onları savaşmak için Müslümanlarla karşılaşmaları hususunda cesaretlendirmiş ve onlara şöyle demişti: "Bugün sizi yenecek bir kimse yoktur. Şüphesiz ben de sizin yardımcınızım, sizi düşmanlarınıza karşı korurum." İki grup karşılaştığında: Müminlerin grubu, kendilerine yardım eden meleklerle beraberdi. Müşriklerin grubunun beraberlerinde ise şeytan vardı. Öyle ki o onları alçalttı, onları terk ederek kaçtı ve müşriklere şöyle dedi: "Ben, sizden uzağım, ben (sizin görmediklerinizi) Müminlere yardım etmek için gelen melekleri görüyorum. Ben, Allah`ın beni helak etmesinden korkarım. Allah`ın cezalandırması şiddetlidir. Hiç kimse O`nun cezalandırmasına tahammül edemez."