Kede/bi âli fir’avne velleżîne min kablihimc keferû bi-âyâtiAllâhi feeḣażehumuAllâhu biżunûbihimc innaAllâhe kaviyyun şedîdu-l’ikâbi
Meal
Onların hâli tıpkı Firavun hânedânı ile daha öncekilerin hâline benzer: Onlar da Allah’ın âyetlerini inkâr etmişlerdi de, Allah onları günahları yüzünden yakalayıvermişti. Çünkü Allah çok kuvvetlidir, cezalandırması da pek şiddetlidir.
Kur'an Tefsiri
Allah’ın âyetlerini inkâr etmek ve buna karşılık Allah’ın inkâr edenleri helak etmesi sadece müşriklere has bir durum değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de tekrar tekrar misâl verilen Firavun hânedânı ve onlardan önce yaşamış bulunan Nûh, Âd ve Semûd kavimleri (bk. Mü’min 40/31) de Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, peygamberlerine karşı gelmişler ve bu yüzden ilâhî azap, intikam ve kahır tecellilerine uğramışlardır:
Muhtasar Tefsir
İnen bu azap, bu kâfirlere özel bir azap değildir. Bilakis Yüce Allah`ın her zaman ve mekânda kâfirlerin üzerinde gerçekleşen sünnetidir. Bu azap; (onlardan önce) Allah -Subhânehu ve Teâlâ-`nın ayetlerini inkâr ettiklerinde Firavun hanedanına ve onlardan önceki ümmetlere de isabet etmişti. Allah, onları daima galip ve güçlü bir hükümdarın yakaladığı gibi günahları sebebi ile yakalayıvermiş ve onlara cezasını indirmişti. Şüphesiz Allah güçlüdür, hiç kimse O`na galip gelemez. O`nun, kendisine karşı gelen kimseyi cezalandırması çok şiddetlidir.