Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ kâlû kad semi’nâ lev neşâu lekulnâ miśle hâżâﻻ in hâżâ illâ esâtîru al-evvelîne
Meal
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman: “Duyduk, duyduk! İstesek elbette biz de bunun gibi şeyler söyleyebiliriz. Çünkü bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!” diye tepki gösterirler.
Kur'an Tefsiri
Âyetin iniş sebebi şöyledir: Müşriklerden Nadr b. Hâris tüccar olarak İran’a gider gelirdi. Bu yolculukları esnâsında rastladığı keşişlerden Kelile ve Dimne masallarını, Kİsrâ ve Kayser hikâyelerini duyup öğrenmişti. Allah Resûlü (s.a.s.), Kur’an’dan geçmiş kavimlerle alakalı kıssaları okuyunca, Nadr da: “İstesem ben de bunun gibi söylerim” demiş ve bu hâdise üzerine bu âyet-i kerîme inmiştir. (Kurtubî, el-Câmi‘, VII, 397)
Onlar böyle söylediler; fakat senelerce uğraştıkları halde bir türlü o Kur’an-ı Azîmüşşân’ın bir benzerini söyleyemediler. Bunu başaramadıkları için de türlü türlü hilelere, tuzaklara baş vurdular. Bu da yetmedi savaşmak mecburiyetinde kaldılar.[1] Zaman zaman da inkârlarını daha farklı usluplarla dile getirmekten geri durmadılar:
[1] “Esâtîr” kelimesinin izahı için bk. En‘âm 6/25.
Muhtasar Tefsir
Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman hakka karşı inat ederek ve küçümseyerek şöyle derler: "Zaten biz bunu daha önceden işittik. İstesek biz de işittiğimiz bu Kur`an`ın bir benzerini söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Biz buna asla iman etmeyeceğiz."