Żî kuvvetin ‘inde żî-l’arşi mekînin
Meal
Bir Elçi ki pek kuvvetli, arşın sahibi yanında çok itibarlı.
Kur'an Tefsiri
Şerefli elçiden maksat, Cebrâil (a.s.)’dır. Kur’ân-ı Kerîm’i Levh-i Mahfuz’dan alıp Resûlullah (s.a.s.)’e o getirdiği için, Kur’an onun sözü olarak tavsif edilmiştir. Nitekim Hâkka sûresi 40. âyette de, Kur’an’ı Cebrâil (a.s.)’dan alıp tebliğ eden kişi olması hasebiyle, Kur’an Resûlullah (s.a.s.)’in sözü olarak beyân edilmişti. Cebrâil’in burada sayılan “kuvvetli, arşın sahibi katında itibarlı, kendine itaat edilen ve güvenilir” vasıflarıyla tanıtılması, onun vahiy konusunda ne kadar ehliyetli ve liyakatli olduğunu gösterir. Aslında aynı vasıflar Peygamberimiz (s.a.s.) için de geçerlidir. Zira o Allah’ın vahyini tebliğ edecek kuvvet ve liyâkata sahiptir. Onun Allah katında yüce bir makamı ve itibarı vardır. Beşerin efendisidir, Makâm-ı Mahmud’un sahibidir. Dini koruma ve tebliğde en güvenilir insandır. En meşhur vasfı “el-Emîn”dir. Allah’a itaat eden mü’minler ona da itaat etmekle mükelleftir. Buna göre Kur’ân-ı Kerîm, içine hiçbir şüphenin karışamayacağı en sağlam, en güvenilir yollarla Peygamberimiz (s.a.s.)’e gelmiş, o da vahyi aldığı şekilde, hiçbir tahrif ve tebdile uğratmadan dosdoğru olarak insanlığa tebliğ etmiştir.
Çünkü:Muhtasar Tefsir
O, kuvvet sahibidir. Arşın Rabbi olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ- katında yüce bir makama sahiptir.