Veâḣarûne-’terafû biżunûbihim ḣaletû ‘amelen sâlihan veâḣara seyyi-en ‘asaAllâhu en yetûbe ‘aleyhimc innaAllâhe ġafûrun rahîmun
Meal
Bir başka grup var ki, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar yaptıkları iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbesini kabul buyurur. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Kur'an Tefsiri
Allah Resûlü (s.a.s.) Tebük seferine çıktığında Ebu Lübâbe ve beş arkadaşı sefere katılmayıp Peygamberimiz’den geride kaldılar. Sonra Ebu Lübâbe ve iki arkadaşı yaptıklarına pişman oldular. Geride kalmaları sebebiyle helâk olacaklarına kanaat getirip, “Biz burada kadınlarla beraber gölgede huzur ve rahat içindeyiz. Allah’ın Resûlü ise mü’minlerle birlikte cihadda bulunuyor. Allah’a yemin olsun ki biz, kendimizi mescidin direklerine bağlıyacağız ve Allah’ın Rasûlü bizi mazur görüp çözmedikçe de kendimizi bu direklerden çözmeyeceğiz” dediler. Ebu Lübâbe ve iki arkadaşı gidip kendilerini mescidin direklerine bağladıkları halde üçü kendilerini direklere bağlamadılar.
Allah Resûlü (s.a.s.) seferden döndü, Mescid-i Nebevî’ye girdi. Mescidde yolu üzerinde direklere bağlı olanları görünce: “Kim bu kendilerini direklere bağlamış olanlar?” diye sordu. Ashâbı: “Ebu Lübâbe ve arkadaşlarıdır. Allah Resûlü (s.a.s.) ile sefere katılmayıp geride kaldılar, günahlarını itiraf ettiler. Sen kendilerinden razı olup onları çözünceye kadar bağlarını çözmemeğe ve kendilerini serbest bırakmamaya dair Allah’a söz verdiler” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.): “Benden geride kaldılar, benimle cihada katılmadılar, müslümanların seferinden ve cihaddan yüz çevirdiler. Allah’a yemin olsun ki, Allah onları mazur görünceye kadar onları mazur görmeyecek, onları serbest bırakmakla emrolunmadıkça onları serbest bırakmayacak ve bağlarını çözmeyeceğim” buyurdu. Bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerîmeyi indirdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XI, 19-22)
Bu gibilere yapılacak muamele şöyle belirlendi:
Muhtasar Tefsir
Medine ehlinden başka bir topluluk mazeretleri olmadan savaştan geri kaldılar. Savaşa katılmamak hususunda özürleri olmadığını kendileri aleyhine ikrar etmişler ve yalan mazeret uydurmamışlardır. Allah’a taat, O’nun şeriatine tutunmak ve yolunda cihat etmek ile önceden yaptıkları salih amellerini, diğer kötü olan amelleriyle karıştırmışlardır. Onlar, Allah’ın kendilerinin tövbesini kabul etmesini ve bağışlamasını ummuşlardır. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.