Vemâ kânaAllâhu liyudille kavmen ba’de iż hedâhum hattâ yubeyyine lehum mâ yettekûnec innaAllâhe bikulli şey-in ‘alîmun
Meal
Allah bir toplumu doğru yola erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça, onları sapmaya terk edecek ve saptıracak değildir. Muhakkak ki Allah her şeyi hakkiyle bilendir.
Kur'an Tefsiri
Allah, sakınacakları hususlarda yeterli tebligat yapılmadığı takdirde insanları sorumlu tutmayacaktır. Bununla birlikte ilâhî talimatlar bildirildikten sonra masiyetlerin işlenmesi, doğruluk ve hidâyetin terk edilmesine, böylece sapıklık ve helâke sebep teşkil edecektir. Dolayısıyla kul, dâima Allah’a sığınmalı, doğruluk üzere sebât ve istikrârı, ilâhî emir ve yasaklar çerçevesinde yaşayabilmeyi O’ndan istemelidir. Çünkü bütün hükümranlık O’nun elindedir. Murad ettiği her şeyi yapabilme kudreti yalnız O’na aittir. İstediğini affetme, dilediğine azap etme yetkisi de sadece O’nun elindedir. Bu sebepledir ki, Tebük seferi münâsebetiyle yaşanan bir takım girift olaylar sebebiyle ortaya çıkan durumlarda hem Peygamberimiz (s.a.s.)’e, hem de beraberindeki mü’minlere merhametle muamele etmiş ve onların tevbelerini kabul buyurmuştur:
Muhtasar Tefsir
Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, sakınmaları gereken haramları açıklamadan, onlar üzerine sapıklık hükmü vermez. Onlar, haram olduğu belli olduktan sonra günah işleyecek olurlarsa; işte o zaman Allah, onlar üzerine sapmaları için hükmünü verir. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. O`na hiçbir şey gizli kalmaz. O, bilmediğiniz şeyleri size öğretmiştir.